Web: http://www.teknoarsiv.net/

YAKINDA SİZİNLE

Blogger,Blogger Eklenti, Blogger Tema!


Gün

Saat

Dakika

Saniye

E-Bülten Aboneliği

E-Bültenimize Abone Olun Son Yazılar Mail Olarak size gelsin Yazılarımızı Kaçırmayın:

Copyright © Teknoloji Kalemim | Teknoloji Portalı | Türkçeleştirme http://teknolojikalemim.blogspot.com/

27 Aralık 2012 Perşembe

zSlider; Query Resimli Manşet





Değişik ve şık bir manşet sistemini sizlere tanıtmak istiyorum. zSlider isimli bu manşet sistemi Qurey dili ile yazılmış ve oldukça kullanışlıdır. Kolayca kendi sistemine entegre edebilirsiniz. Özelliklerine kısaca göz atmak gerekirse ; tam 24 adet resimli manşet ekleyebiliyorsunuz.Kaydırma efektli bu manşet sistemi oldukça başarılıdır. Otomatik kaydırma için durdurma ve çalıştırma (Pause/Play) düğmeleri bulunmaktadır.6 saniyede bir otomatik olarak manşet kayar ama dilerseniz kodlardan kaydırma süresini ayarlayabilirsiniz. 
 



Cep telefonları masum çıktı! haberi - YAZETE.COM - Güncel Haberler, Son dakika haberleri, Gazete Haberleri, Yazete, Gazete, ...

Cep telefonları masum çıktı! haberi - YAZETE.COM - Güncel Haberler, Son dakika haberleri, Gazete Haberleri, Yazete, Gazete, ...

yıllarca GSM telefonlarına iftira attılar bakın gerçekler ortaya çıktı...




Cep telefonu sinyalleri konusunda son 10 yılda yapılan araştırmalar, güvenlik sınırlarının altında sağlığı tehlikeye attığı öne sürülen riskler için herhangi bir kanıt olmadığını ortaya çıkardı.

Auckland Üniversitesi Kanser ve Epidemiyoloji Profesörü Mark Elwood, kısa vadede sağlık riskine ilişkin bir etkinin 'kesinlikle' olmadığını bildirdi.

İsveç hükümeti, cep telefonları ve elektromanyetik alanlarla ilgili bir çalışma başlattı. Hükümetin isteği ile İsveçli uzmanlar Prof. Maria Feychting, Prof. Yngve Hamnerius, Doç. Dr. Lena Hillert ve Prof. Anders Ahlbom'dan oluşan grup, elektromanyetik alanlar üzerine son 10 yıl içerisinde yapılan araştırmaları inceledi.

İsveç Sosyal Yaşam ve Sosyal Araştırmalar Konseyi (FAS) çatısı altında toplanan grup, birçok çalışmanın, mevcut sınırlar altında elektromanyetiğe maruz kalmanın cep telefonu kullanıcılarına nasıl zarar verebileceğini göstermede başarısız olduğu sonucuna ulaştı.

Araştırmanın sonucunda elde edilen verilerin paylaşıldığı uzmanlar panelinde, araştırmaya yönelik 'On yıldan fazladır süren kapsamlı araştırma, radyo frekans alanları ile insan vücudu arasındaki etkileşim mekanizmalarına ilişkin herhangi yeni bir sonuç ve mevcut maruz kalma sınırlarının altındaki sağlık riskleri için herhangi bir kanıt tespit etmedi' bilgisi paylaşıldı.

"SAĞLIK SORUNLARININ NEDENİ KAYGILAR"

Araştırmacılar, birtakım farklı sağlık problemlerinin çoğunlukla cep sinyallerine bağlı olduğunu ancak diğer birçok tartışmalı sağlık sorunlarında olduğu gibi, bu bağlantıların tabanlarının çoğunlukla bilimsel kanıtlardan daha çok kamunun teknoloji hakkındaki kaygılarından kaynaklandığını bildirdi. 'Elektromanyetik aşırı duyarlılık' (çeşitli akut, spesifik olmayan belirtiler) ve beyin tümörlerinin, mobil iletişim ve sağlık riskleri konusundaki tartışmalarda ön sırada yer aldığına dikkat çeken uzmanlar, 'Bunlardan hiçbirisi ne biyolojik bir hipoteze sahiptir ne de ilk çalışma başlangıç noktası olarak görülür' ifadelerini kaydetti. Ayrıca, araştırmacılar, 13 ülkede 14 bini aşkın cep telefonu kullanıcısı üzerinde yapılan Interphone çalışmasına da atıfta bulunarak, 'cep telefonlarının beyin tümörlerine sebep olabileceği' iddialarının desteklenmediğini kaydetti.

İsveçli uzmanların, araştırmalarının ardından yayınladığı raporda ise şu ifadelere yer verildi: "Genel olarak, beyin tümörü ve cep telefonları hakkındaki veri, özellikle dünya çapındaki ulusal kanser eğilim istatistikleri ile birlikte ele alındığında cep telefonu kullanımının tümör riski konusundaki etkisini desteklememektedir."

"KISA VADEDE ETKİYE KESİNLİKLE SAHİP DEĞİLİZ"

Öte yandan, Auckland Üniversitesi Kanser ve Epidemiyoloji Profesörü Mark Elwood, cep telefonlarının etkilerine yönelik uzun vadeli araştırmaların devam ettiğini ancak kısa vadede herhangi bir etkinin bulunmadığını açıkladı. Kasım ayında Avustralya'nın Melbourne şehrinde düzenlenen Science and Wireless (Bilim ve Kablosuz Teknolojiler) Konferansı'nda "Epidemiyolojinin Gözden Geçirmesi: Bilim, Günlük Hayatta Kablosuz Teknolojilerin Kullanımı Hakkında Topluma Ne Anlatıyor?" konulu bir sunum gerçekleştirdi. Sunumda cep telefonu kullanımı ve muhtemel sağlık etkilerinin göz önüne alındığı bir dizi nüfus çalışmaları ve beyin kanseri yineleme çalışmalarına dikkat çeken Prof. Elwood, şu an cep telefonu kullanımının kansere sebep olup olmadığı konusundaki tartışmalara, "Kanserde kısa vadeli bir artışın olduğu konusunda beş, on yıl öncesinde birçok kaygı mevcuttu ve bizler şu an kesin bir şekilde bunun mevcut olmadığını söyleyebiliyoruz." dedi.

Cep telefonlarının uzun vadede herhangi bir etkisi olup olmadığının sorgulandığını da sözlerine ekleyen Prof. Elwood, "Ancak şu an hiç şüphesiz, kısa vadeli etkilere de sahip değiliz. Birçok araştırmanın ardından bu bize hala karmaşık bir resim sunuyor, çünkü epidemiyolojik çalışmaların çoğu ne orta ne de ileri derecedeki maruziyetlerde de hiçbir güçlü etki göstermemektedir." ifadelerini kaydetti.

"GÜNEŞ IŞIĞI KANITLANMIŞ BİR KANSEROJENDİR"

Profesör Elwood, aslında hiçbir risk olmadığından dolayı Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)'nün tavsiyesinin "mükemmel derecede mantıklı" olduğunu ve eğer insanların kaygıları varsa maruz kalmalarını sınırlamak ya da eşit ölçüde bunu göz ardı edebilmeleri için bu tavsiyeye uyabileceklerini dile getirdi. Prof. Elwood, "Kesinlikle, çocuklarına cep telefonlarını kullanmak için izin veren aileleri eleştirmiyorum. Aslında, çocuklarına çok fazla güneş ışığı almalarına izin veren aileleri daha çok eleştiriyorum çünkü bu kanıtlanmış bir kanserojendir." diye konuştu.

alıntı: www.yazete.com

26 Aralık 2012 Çarşamba

Amazon'dan aldığı iPhone çalıntı çıktı - Haberler - CHIP Online

Amazon'dan aldığı iPhone çalıntı çıktı - Haberler - CHIP Online

Hırsız Apple profesyonel hırsızları organize ediyor... Amazon.com'u hırsızlık malı satıyormuş gibi gösterip lekeleyerek profesyonel hırsızlarına satış yaptıracak...

Zeynel A. Öztürk

İnternetin önde gelen alışveriş sitelerinden Amazon, tatil sezonu nedeniyle yılın en yoğun günlerini geçiriyor. Geçtiğimiz günlerde siteden bir iPhone satın alan kullanıcı ise, telefonunun çalıntı çıktığını iddia etti.

Ben Dreyfuss Twitter'da annesi için satın aldığı iPhone'un yasal yolla elde edilmediğini "Amazon bana çalıntı bir iPhone sattı" sözleriyle açıkladı. iPhone'un çalıntı olduğu, Dreyfuss'un annesi onu etkinleştirmeye çalıştığında ortaya çıkmış. Dreyfuss, telefonun Amazon'da "yenilenmiş" cihazlar bölümünde yer aldığını söylerken, Amazon'un telefonu bir takas ile elde ettiğini iddia etti. Yani Dreyfuss'a göre bir kişi, çaldığı telefonu Amazon'a satmıştı.

Amazon'un bu gibi durumlarda müşterileriyle yakından ilgilendiği biliniyor. Dreyfuss, durumdan ötürü Amazon'un kendisinden özür dilediğini ve cihazı geri göndermesini istediğini söyledi.

Alıntı: chip.com.tr

iPhone 5'te yeni sorun! - Haberler - CHIP Online

iPhone 5'te yeni sorun! - Haberler - CHIP Online




Apple yine çuvalladı... kullanıcılarını yaktı... beter olsun malak Apple fanboyları... :)


Ender Duman

Geçtiğimiz günlerde kullanıma sunulan yeni iOS 6.0.2 güncellemesi, bazı kullanıcıların başını derde soktu. Yeni güncellemeti yükleyen kullanıcılar, Çarşamba gününden itibaren destek forumlarını işgal etti. iPhone 5 ve iPad Mini kullanıcıları, güncellemeyi yükledikten sonra cihaz pil ömrünün fark edilir derecede azaldığını iddia ediyor. Yeni güncelleme, uzun süredir pek çok kullanıcı için sıkıntı kaynağı olan kablosuz bağlantı sorunlarını çözmek için geliştirilmişti. Ancak bu konuda da yüzde yüz başarılı olamadığı biliniyor.

Görünen o ki pil sorunu tüm iPhone 5 ve iPad Mini'lerde gözlemlenmiyor. Bu nedenle sorunun kablosuz bağlantıda yapılan düzeltmelerden değil de henüz tespit edilememiş nedenlerden kaynaklandığına inanılıyor.

Apple, konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapmadı.

Alıntı: chip.com.tr

Yeni Sürümü Yayınlanan Youlike Sosyal Ağ Modeline Yaklaştı


Ersan Özer’in “ Sana benzeyenleri bul ” mantığıyla hayata geçirdiği YouLike, Temmuz ayında kullanıcılarla buluşmuştu. Betadan sonra ilk sürümü yayınlanan YouLike ‘ın yeni sürümü de dün gece itibariyle kullanıma açıldı.
Ersan Özer’in Twitter üzerinden duyurduğu yeni sürümünde yeniliklerin daha çok tasarım ağırlıklı olduğunu görüyoruz. Ancak önceki sürümlere göre hatırı sayılır yeni özelliklerin geldiğini de paylaşalım.
Dikkatimizi çeken ilk özellikler arasında kullanıcılardan artık gerçek isimler isteniyor olması. YouLike takipçilerinin yakından bildiği üzere daha önceki sürümlerde kullanıcılardan ‘ username ‘ yani kullanıcı isteniyordu. Yeni sürümüyle bu özellik artık sonlanmış durumda. Bu noktada takma isim kullanan YouLike kullanıcılarının gerçek isim alabilmesi için elini biraz çabuk tutması gerekiyor.
Değinmek istediğimiz diğer bir konuysa tasarım. Yeni sürüm YouLike’ta fotoğrafların daha fazla ön plana çıktığı görüyoruz. Hem ana sayfada hem de profil fotoğraflarında daha büyük görsel alanlar kullanılıyor. Daha büyük profil fotoğraflarının yanı sıra ‘ sevilen ‘ ve ‘ sevilmeyenler ‘de de daha büyük görseller kullanılıyor.

Öte yandan kullanıcılara özel alan adları da yeni YouLike’ta gördüğümüz özellikler arasında. Gerçek adlarıyla giriş yapan kullanıcılar kendi adlarına özel URL’lere sahip olabilecek. Örneğin, YouLike.com/ersan gibi.
Ancak asıl dikkat çeken konu bir ‘dating’ yani arkadaşlık sitesi olarak yola çıkan YouLike’ın strateji değiştiriyor olması. Ersan Özer bunu hem kendi blogunda kaleme aldığı yazılardan hem de Twitter üzerinden paylaştıklarından gördüğümüz üzere YouLike yoluna sosyal ağ olarak devam etmek istiyor.
YouLike’a gelen yeni özelliklerin platformu, bir sosyal ağa yaklaştırma çabası olduğunu ifade edebiliriz. Özellikle kullanıcıların gerçek isimlerle giriş yapabilmesi bu çabayı oldukça net bir şekilde kanıtlıyor. Hatta Ersan Özer, artık arkadaşlık sitesi havasının tamamen kalktığını söylüyor.
Bizimde gördüğümüz üzere gerek kullanım arayüzü gerekse özellikler bakımından Temmuz ayında açılan YouLike ile yeni sürümü yayınlanan YouLike arasında ciddi bir fark var. Ersan Özer’in de dediği gibi YouLike’ta artık arkadaşlık sitesi havası tamamen değişmişe benziyor. Platforumun arkadaşlık sitesinden daha çok sosyal ağ sitelerine benzediğini söylemek mümkün.

YOULİKE SAYFAM :  http://youlike.com/fatihcetin

RedHack ve Anonymous Buzdağının Görünen Ucu


Siber alanda güvenlik açıkları araştırması ve istihbaratı alanında hizmet veren ilk Türk şirketi olan SignalSec uyardı: Türkiye’nin sanayi ve enerji şirketleri siber saldırılara karşı hazırlıksız. RedHack ve Anonymous saldırıları buz dağının sadece görünen ucu.
Bireysel ve kurumsal bilgilerin hızla dijital platforma taşındığı günümüzde, siber tehditler de artıyor. Küresel alanda 2010’dan itibaren giderek artan siber savaşlar, devletleri hedef alan kötü amaçlı yazılımlar ve casusluk eylemleri, sadece birey ve kurumları değil, devletlerin kendisini tehdit ediyor.
Türkiye, özel sektör ve devlet kurumları olmak üzere son hızla dijital dünyanın yeniliklerine adapte olmaya çalışıyor. Peki, küresel hacker örgütlerine, yurt içi ve dışından gelecek casusluk ve sabotaj amaçlı eylemlere ne kadar hazırlıklıyız?
Anonymous gibi hacker örgütlerin ve Stuxnet gibi kötü amaçlı yazılımların kurbanı olmamak için, siber dünyayı tanımamız gerekiyor. Türkiye’de güvenlik açıkları araştırması ve istihbaratı üzerinde çalışan tek şirket olan SignalSec’in kurucusu Celil Ünüver, siber dünyanın içerdiği birçok tehdidi ve dikkat edilmesi gerekenleri ntvmsnbc’ye anlattı. Ünüver, ‘Ortadoğu'da liderliğe oynayan Türkiye’nin siber saldırılarla karşılaşacağını söylemek için kahin olmak gerekmez’ ifadesini kullandı.

Altı yıldır bilgi güvenliği sektöründe yer alıyorsun. Bu alandaki çalışmalarından kısaca bahseder misin?
Bilgi güvenliğinin çeşitli alt dallarında çalışmalar yapan bir güvenliği araştırmacısıyım. Özellikle uygulama güvenliği, güvenlik açıkları istismarı, mobil güvenlik ve SCADA güvenliği üzerine yaptığım teknik çalışmalar bulunmakta. Adobe, IBM, MicrosoftHTC gibi bir çok büyük üreticilerin yazılımlarında keşfettiğim zafiyetler sonrası çeşitli global firmalara siber tehdit istihbarat sağlayıcısı ve güvenlik araştırmacısı olarak hizmet verdim. 2011 yılı itibariyle Türkiye'de ofansif ve ileri seviye bilgi güvenliği çalışmaları yapma amacıyla SignalSEC'i kurdum.
00SignalSec çok yeni bir şirket olmasına rağmen yazılım paketi sunuyor, eğitim veriyor, makaleler yayımlıyor ve PR etkinlikleri gerçekleştiriyor. Bu kadar sosyal ve üretken bir altyapı nasıl kurdunuz? Ekibinizden biraz bahseder misin?**
Yeni bir şirket olmamıza rağmen ekibimiz sektörde yazılım ve güvenlik gibi alanlarda kendini geliştirmiş ve kanıtlamış arkadaşlardan oluşuyor.
Ekip arkadaşlarımızla yerel bilgi güvenliği camiasına katkı sağlamak, gelişmesine destek olmak amacıyla yola çıktığımız için "üretme" odaklı çalışıyoruz. Bu doğrultuda bugüne kadar hem çeşitli makaleler, ücretsiz güvenlik yazılımları yayınladık, hem de yurtdışında önemli güvenlik konferanslarında ülkemizi temsil ettik. Ayrıca Türkiye'nin ilk ve tek uluslararası hacker konferansı NOPcon'u düzenleyerek, alanında uzman yabancı güvenlik uzmanlarını bilgi güvenliği sektörü çalışanları ve meraklılarıyla ücretsiz buluşturduk.
'Sanal dünyanın Robin Hood'u'
Windows Mobile işletim sisteminde keşfettiğin açık uluslararası alanda da tanınmanı sağladı. Sence bugün siber dünyanın güvenlik alanındaki en büyük sıkıntısı ne? Kötü amaçlı yazılımların saldırısı olmadan gelişmek mümkün değil mi?
Güvenlik bir kısır döngüden ibaret diyebilirim. Kötü taraf olmadan gelişim sağlanamaz. Önlemler arttıkça, saldırılar da artacak. Güvenlik uzmanları önlem ve koruma mekanizmaları geliştirirken, hacker’lar bu mekanizmalar için bypass yöntemleri geliştirecek. Ancak bu kısır döngü her seferinde güvenliğin bir adım daha ileriye gitmesini sağlayacak ve siber saldırılar gerçekleştirilmesi daha karmaşık, zor hale gelecek.
SignalSec anladığım kadarıyla başta sanayi kuruluşları ve tesislerine güvenlik hizmeti sunmayı amaçlıyor. Sence Türkiye Stuxnet veya Flame gibi virüslere karşı ne kadar dayanıklı? SignalSec bu konuda Türkiye'ye ne sunabilir?
SCADA güvenliği de çalışma yaptığımız ve uzman olduğumuz bir alan. Çeşitli SCADA yazılımlarında bulduğumuz güvenlik açıklarının, ABD Ulusal Güvenlik Bakanlığına bağlı US-CERT kurumu ile koordineli çalışarak yamanmasını sağladık.
SCADA sistemler güvenlik ön planda tutulmadan kodlanmış yazılımlardan oluşuyor. Çünkü Stuxnet vakasına kadar bu yazılımları hedef alan herhangi bir saldırı yoktu. Ayrıca bu sistemlerin sürekliliği ön planda olduğu için yama ve güncelleme yapmak pek kolay değil. Doğal olarak Türkiye'deki enerji ve sanayi kurumları da diğer ülkeler gibi bu saldırılara açık durumda.
Örneğin 2011 yılında incelediğimiz IGSS SCADA yazılımı, güvenlik açığını keşfettiğimiz ve gerekli kurumlara bildirerek yamanmasını sağladığımız yazılımlardan biriydi. Bu yazılım dünya genelinde 50 ülkede 28000 endüstriyel sistemde kullanılıyordu. Çek Cumhuriyeti Doğalgaz Dağıtım sistemleri de bu yazılımı kullanan kurumlar arasındaydı.
Bu yazılımda keşfettiğimiz güvenlik açığı, kötü bir amaçla profesyonel bir şekilde kullanılsaydı Çek Cumhuriyeti'nin doğal gaz altyapısını kesintiye uğratabilirdi. Benzer saldırı senaryoları bir ülkenin elektrik, trafik, ulaşım gibi birçok altyapı sistemine uygulanabilir.
Hali hazırda bizimle iletişime geçen çeşitli yabancı kurumlara SCADA güvenliği için denetim yazılımları sağlıyoruz ve sistemlerini tehdit eden güvenlik açıkları için erken uyarı/istihbarat hizmeti sunuyoruz. Türkiye'deki kurumlar da konunun önemini kavradığında benzer hizmetleri verebiliriz.
Siber güvenlik alanında Batı dünyası ve Türkiye arasında nasıl farklılıklar var? SignalSec olarak elinizde belli rakamlar var mı?
Öncelikle Türkiye'de siber güvenlik alanında Ar-Ge faaliyeti yapan firma sayısı çok az. Firmalar yerli ürün geliştirmektense, yabancı ürünlerin distribütörü, bayisi olmayı tercih ediyor. Siber güvenlik stratejik bir sektör, geliştirilen her güvenlik yazılımının stratejik bir amacı olabilir.
Devlet son zamanlarda siber güvenliğe önem verse de henüz yeterli çalışma ve destek olduğunu söylemek zor. Sektörün büyümesi için devletin desteği şart. Örneğin ABD hükümeti, Ulusal Güvenlik Bakanlığına, 2013 yılında sadece siber güvenlik çalışmaları için 769 milyon dolarlık bir bütçe ayırdı. Amerikan kamu kurumlarının siber güvenlik için 2015 yılına kadar 10 trilyon dolar harcayacağı hesaplanıyor.
Batı dünyası aynı zamanda devletin siber güvenlik faaliyetlerini özel sektörle iş birliği içinde gerçekleştiriyor. Bütün faaliyetleri tek bir devlet kurumuna yüklemek gibi hatalarda bulunmuyor.
Devlet kurumları yakın dönemde RedHack ve Anonymous'un çok sayıda siber saldırısına uğradı. Dünyada ise ABD başta olmak üzere en güçlü kurumlar bile hacker'lara karşı çaresiz kaldı. Onlarda olup da devletler de olmayan yetenek ne?
Güvenlik uzmanları bu işi meslek olarak yapıyor ve belli bir süreden sonra çeşitli sosyal, psikolojik etkenlerden dolayı hacker bakış açılarını maalesef kaybediyorlar. Hacker’ların ise en başta mesai saati gibi bir kavramları yok. Bir sistemin güvenlik açığını mesai saatleri diliminde aramak yerine gerekirse 7/24 yoğunlaşabiliyorlar. Ayrıca güvenlik uzmanlarının genelde tek motivasyonu para iken, hackerların şöhret, siyasi ideoloji ve ego gibi birçok ek motivasyonu var.
RedHack ve Anonymous saldırıları buz dağının sadece görünen ucu. Arka planda çeşitli devletlerin, istihbarat kurumlarının gizlice gerçekleştirdiği siber espiyonaj faaliyetleri olabilir. Yabancı devletler tarafından gerçekleştirilen siber espiyonaj çalışmaları ülkeler için daha büyük bir problem oluşturuyor.
'ABD kınamasaydı, Redhack hesabı kapatılmazdı'
Hacker'ların aynı zamanda yazılım geliştiricileri olduğu çok belli. Anonymous gibi bir örgütte devletler veya özel şirketler için çalışan çok sayıda güvenlik yazılımcısı yer alıyor olabilir mi?
Anonymous, hacktivist ve ideolojik bir grup olduğu için aynı ideolojiye, fikirlere sahip çeşitli kurum çalışanları da bu tarz oluşumlarda yer alıyor olabilir.
Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de mobil cihaz kullanımı son sürat artıyor. Ancak birçok kullanıcı güvenlik yazılımı kullanmıyor. Bu alanda ne gibi riskler yatıyor? Sizin çalışmalarınız neler?
Özellikle Android telefonları hedef alan zararlı yazılım sayısı çok fazla. 2011 yılından 2012 yılına kadar Android telefonları tehdit eden zararlı yazılım sayısında artış yüzde 580 civarında. Bu zararlı yazılımlar bazen online bankacılık işlemlerinde telefonunuza gelen tek kullanım şifreleri çalmakta, bazen çeşitli yurtdışı numaralara sizden habersiz SMS gönderip, pahalı aramalar yapmakta.
Telefonuna zararlı yazılım bulaşan bir kullanıcı boş bir banka hesabı ya da kabarık bir telefon faturası ile karşılaşabilir.
Kullanıcılar mutlaka bir mobil güvenlik ürünü kullanmalılar. Android sistemler için geliştirmeye başladığımız bir mobil güvenlik yazılımını 2013 yılında kullanıcılara ücretsiz sunmayı planlıyoruz.
Müfit Yılmaz Gökmen / Ntvmsnbc

25 Aralık 2012 Salı

Türkiye Sosyal Ağlarda 5. Sırada


Araştırma şirketi comScore, Güney Amerika’daki kullanıcıların sosyal ağlarla olan etkileşimini mercek altına alan son raporunu yayınladı. Kasım ayı verilerini kapsayan raporda ilginç sonuçlar yer alırken, Türkiye’nin sosyal ağlarda en çok vakit harcanan ülkelerden biri olduğu ortaya çıktı.
Rapora göre Arjantin ve Brezilya, Kasım ayında ziyaretçi başına ortalama yaklaşık 10 saat ile kullanıcıların sosyal ağlarla en çok etkileşime girdiği ülkeler oldu. Araştırmada sosyal ağlarda ziyaretçi başına ortalama 9.8 saatin harcandığı Arjantin, bu alanda liderliği elinde bulundururken, onu 9.7 saat ile Brezilya takip ediyor.

Ziyaretçilerin ortalama sayfada kalma sürelerinin paylaşıldığı tabloda Türkiye de yer alıyor. Ortalama 8.6 saat ile Güney Amerikalılar kadar olmasa da Türklerin de sosyal ağlarda bir hayli vakit geçirdiği görülüyor. Nitekim Türkiye bu ortalamayla dünyanın sosyal ağlarda en çok zaman geçirilen 5. ülkesi oluyor.
comScore’un başkan yardımcılarından Alejandro Fosk’a göre Güney Amerikalıların dünya ortalamasına göre sosyal ağlarda daha çok zaman geçirmesi şaşırtıcı bir durum değil. Zira Güney Amerika’dan sorumlu yönetici, bu coğrafyadaki insanların doğasında sosyal olma eğilimlerinin yattığını belirtiyor.
Araştırmada dikkat çeken bir diğer veri ise sosyal ağlarda en çok vakit geçirilen 10 pazarın 5′inin Güney Amerika’da bulunması. Kasım ayı verilerine göre bu bölgede yaşayan insanlar sosyal ağlarda dünya ortalamasından (ziyaretçi başına 5,2 saat) %56 (8,1 saat) daha fazla zaman harcıyorlar.
Sayfada kalma süresi bakımından her zaman iyi rakamlar tutturan Facebook, Güney Amerika’da en çok ziyaret edilen sosyal ağ konumunda yer alıyor. Bu yıl onu %305 oranında bir büyüme ile profesyonel iş ağı LinkedIn takip ediyor. Twitter ise Güney Amerikalılar tarafından en çok ziyaret edilen üçüncü sosyal olarak öne çıkıyor.

Sponsor

Ad

E-posta *

Mesaj *

Text Widget

Labels

Channels

Category 3

Güncel Teknoloji Blogu..

Labels

Sponsors

Post of the week

Find us on facebook

Son Yorumlar

https://www.facebook.com/seyitshnn

Partners

++Teknoloji Kalemim

Pages

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Channels

Labels

Channels

Channels

Popular Posts

Blog Arşivi

Followers

Blog Archive

Postagens populares

Sidebar One

Stats

Category 2

Category 3

Popular Posts

Join the Club