Web: http://www.teknoarsiv.net/

YAKINDA SİZİNLE

Blogger,Blogger Eklenti, Blogger Tema!


Gün

Saat

Dakika

Saniye

E-Bülten Aboneliği

E-Bültenimize Abone Olun Son Yazılar Mail Olarak size gelsin Yazılarımızı Kaçırmayın:

Copyright © Teknoloji Kalemim | Teknoloji Portalı | Türkçeleştirme http://teknolojikalemim.blogspot.com/

Gündem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gündem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Kasım 2013 Cuma

Samsung'un Tizen OS Çalışmaları Sürüyor

Samsung'un büyük yatırım yaparak hazırladığı kendi mobil işletim sistemi Tizen OS için planları devam ediyor. Bugün yapılan açıklamalar Tizen OS üzerinde çalışmaların sürdüğünü gösteriyor.

Kore'de yayın yapan bazı yayın kuruluşlarının haberleri Samsung'un Tizen OS için geleceğe yönelik planlarına ışık tuttu. Samsung Electronics'ten gelen bilgilere göre Tizen OS firma için 'Çok önemli bir yatırım' olarak görülüyor.
Bugüne dek Tizen OS üzerinde yürütülen çalışmalarda büyük mesafe katettiklerini ve Tizen OS'un çok gelişmiş bir hale geldiği de söylenenler arasında.
Samsung'un daha önce yaptığı açıklamalara göre Tizen OS ile çalışacak cihazlar 2013 yılı sonlarına doğru piyasaya sürülecekti ama görünüşe göre yeni işletim sistemine sahip olan ilk cihazları en erken 2014 yılında görebileceğiz.
Bugüne kadar karşımıza çıkan tek Tizen OS ile çalışan mobil cihaz ise Samsung'un Z9005 Redwood kod adlı cihazıydı. Fakat Redwood'un son kullanıcıya ulaşmayacağını ve yalnızca geliştiricilere özel bir akıllı telefon olduğunu da hatırlatalım.

Samsung, Galaxy S5 ve Note 4'te nasıl bir kamera kullanacak?

Pazarın en büyük üreticilerinden Samsung, içinde bulunduğumuz 2013 yılı içerisinde 2 adet yeni amiral gemi ile karşımızdaydı. Unpacked 1 ve 2 olmak üzere düzenlediği 2 farklı etkinlikle birlikte, yılın ilk yarısında Galaxy S4'ü diğer yarısında ise Galaxy Note 3'ü tanıttı.
Duyurulduğu günden bugüne milyonlarca kişinin aktif bir şekilde kullandığı Galaxy S4 ve Note 3 sahiplerinden oldukça başarılı notlar almayı başardı. Özellikle yıl içinde rakipleri arasında büyük bir ilerleme gösteren bu telefonlar Samsung'a başarı basamaklarını bir bir atlattı.
1383829371_tech-samsung-galaxy-s4-launch-conference-3.jpg
Hepimizin gözü 2014 yılı içerisinde gelecek Galaxy S5 ve Note 4 üzerindeyken, Etnews tarafından ortaya atılan bu iddia bir anda gündemi çevirmeyi başardı.  İddiaya göre yeni amiral gemilerde halihazırda bulunan 13MP kamera 16MP'e çıkacak, bunun yanında son zamanların en hit hizmetlerinden olan OIS yani İmaj Optik Sabitleyici'si de Samsung'un yeni amiral gemileirnin getirmesini bekledik ve istediklerimizin arasında.
Konuyla alakalı olarak şirketin yeni amiral gemileri için 181 milyon birimlik sipariş verdiği iddia ediliyor. Geçtiğimiz saatlerde söylentilere eklenen diğer konular ise Galaxy S6'nın 4K ekranla gelebileceği ve yüksek kaliteli Galaxy F modellerinin önümüzdeki yıldan itibaren duyurulacağı oldu.

iOS 7 için gelecek özel WhatsApp güncellemesi göründü!

Dünyanın en değerli şirketi geçtiğimiz ay yeni mobil işletim sistemi ve cihazlarını düzenlediği canlı etkinlikle birlikte tüm dünyaya duyurmuştu. iPhone 5S ve 5C modelleriyle birlikte iOS 7 çatısı altında lansmanda duyurulan hizmetler bütün Apple severleri heyecanlandırmıştı.
Üzerinden henüz haftalar geçmesine rağmen yeni mobil işletim sistemi için uygulamalarda her şey bitmek üzere. Gelşitiricilerin çoğu yeni sistem için yazılımlarını çoktan güncelledi. Dünyanın en iyi mobil uygulamalarını üreten dev firmalar ise çok yakında iOS 7 için özel güncellemelerini yayınlamaya hazırlanıyor.
1383652091_ios-7-whatsapp-638x425.jpg
Geçtiğimiz saatlerde internete sızan bu uygulamalardan birisi de WhatsApp oldu. iOS 7 özel tasarımıyla internete düşen yeni WhatsApp, gerçekten çok şık bir tasarım ile geliyor. Apple'ın iOS 7'de kullandığı düz ve sade renklere yoğunlaştığı stil WhatsApp'ın ana temasını oluşturmuş durumda. Sözü daha fazla uzatmadan sizleri iOS 7 için çok yakında gelmesini beklediğimiz WhatsApp güncellemesinin görüntüleriyle başbaşa bırakalım.
1383651891_11383599492-1.jpg

5 Ekim 2013 Cumartesi

TÜBİTAK geliştirdi! Yerli füzeye yerli yakıt!

Teknoloji alanında çalışmalar yapan TÜBİTAK, yeni çalışmalara imza atmaya devam ediyor. TÜBİTAK şimdi de yerli füze yakıyı geliştirdi.
TÜBİTAK uzmanlarının geliştirdiği yerli füze yakıtı, kalite açısından da sınıfı geçerek uluslararası standartlara uygunluk sertifikası aldı. Bu yakıt, dünyada sadece birkaç gelişmiş ülke tarafından üretiliyor ve stratejik ürün kategorisinde değerlendiriliyor. Ayrıca kolay temin edilebilen bir yakıt değil. Yakıtın yüksek itme gücü bulunuyor ve tüm turbojet motorlu füzelerde kullanılabilecek.
1379926521_2309201300234954738952.jpg
Füze yakıtı, TÜBİTAK Ulusal Metroloji Enstitüsü (UME) araştırmacılarının 2 yıllık çalışması sonucu ortaya çıktı. Yeni tesis kurulacak ve üretim kapasitesi günlük 100 litreye kadar ulaşacak.

2 Eylül 2013 Pazartesi

The search for Suleiman the Magnificent's heart

Later this month a team of Hungarian researchers will publish a report on the whereabouts of the heart of one of Ottoman Turkey's most famous sultans. But why has this become such an important historical riddle to solve?
The French statesman Cardinal Richelieu described it as "the battle that saved civilisation" - the siege of the Hungarian castle of Sziget, 447 years ago, almost to the day.
The Muslim Turks finally took the town in September 1566, but sustained such losses, including the death of their leader, Sultan Suleiman the Magnificent, that they did not threaten Vienna again for 120 years.
Now researchers are digging in the soil - and the archives - for the good sultan's heart.
"When Hungarians walk through the grounds of the castle in Szigetvar they imagine they are walking through a Hungarian castle. But of course, that is not true," says Norbert Pap, Professor of Geography at the University of Pecs, as we stroll along the beautifully restored brick ramparts.
Professor Pap says the current castle is Turkish, not Hungarian, in origin
He smiles. "This is in fact the Turkish castle. The Hungarian one was destroyed in the siege of 1566."
Like the rolling hills of the surrounding Zselic region, each fold of history concerning that siege and what followed, seems to conceal another. And each substitutes another version of events.
On the surface the legend is easy to follow.
The castle was on his route to Vienna, which he confidently expected to capture, and thus pave the way for the addition of great chunks of Western Europe to his dominions.
The air trembled to the beat of the big war drums - made, as they still are today, in the handsome city of Edirne. I once bought one there for my son.
But Miklos Zrinyi, the commander of the castle, and his garrison of only 2,300 men put up such a brave fight that the Turks were stopped in their tracks.
Zrinyi died in the final sortie from the burning castle.
Suleiman died in his tent - some sources say from surprise at his Pyrrhic victory. He was 72, after all, and had been fighting the Hungarians for 40 years.
His body was taken back to Constantinople, but his heart was buried here, in a tomb which subsequently became a Catholic church, dedicated to the Virgin Mary, or so reads the inscription on the Turbeki church, just east of the town.
But that's just a fairy story, Prof Pap explains. The plaque was put there in 1916 by the local priest, for political reasons.
At that time Hungary - or the Austro-Hungarian Empire - was an ally of Ottoman Turkey, two ancient empires stumbling to their ruin in the mud and blood of World War I, and they needed symbols of undying friendship.
Now Prof Pap has been tasked with finding the true burial place of Suleiman's heart, also for political reasons.
Relations between Hungary and Turkey are enjoying a big revival.
The two prime ministers get on well. The number of Turkish tourists visiting Hungary has leapt by 45% in the last year.
But there are only 500 beds in this sleepy town, where tens of thousands once slept in tents, listening to the nightingales, preparing for battle.
At stake are a five-star hotel or two, and the further restoration of the castle and a host of Ottoman-era monuments. But everything hinges on finding the resting place of Suleiman's magnificent heart.
There are several maps.
One from 1689 even marks the supposed burial place. Others in the war archive in Vienna were prepared for the Habsburg troops who retook the town in the 1680s.
There is more information in the archives of the Vatican, in Venice, in Budapest, and in Istanbul.
Siege of Vienna 1529 Suleiman had already laid siege to Vienna in 1529
Prof Pap and his team of researchers have been combing through each. Their results will be made public on 20 September.
Permission has now been granted for a new dig - at the one site Prof Pap does not take me to.
"This is not just about Suleiman's heart, but about reconstructing each layer of the history and geography of the past 400 years - we have already discovered a lot," he teases.
The maps are misleading. When the Habsburgs conquered the castle in 1689, Serbian irregulars drove out the remaining Muslims.
German Catholics were resettled here in the 18th Century.
Even the landscape has changed. A mini ice age coincided with the Ottoman occupation, Prof Pap explains.
What is now the little Almasi brook was then a raging torrent. Sziget means "island" in Hungarian, rising out of the marshland of the river's inundations.
Nearby, in the Hungarian-Turkish friendship park, is the place where Suleiman's army encamped.
There is a tomb for Suleiman here too, with fresh flowers - "purely symbolic," says Prof Pap. And a Bronze Age burial mound, which generations of locals mistakenly called "the Turkish graveyard".
The mayor, Janos Kolovics, proudly traces his family roots to Bosnia, in Turkish times. He opens his laptop to show an artist's impression of a new, concrete visitor's centre, to be built beside the town's mosque.
It's a Hungarian design, and the Turks don't like it at all, he says, wistfully.
With Prof Pap, I kneel in the mosque to examine dervish graffiti in the plaster - calligraphic images of the face of God, frowned on by mainstream Islam.


Video görüşmesi yapmak için 7 uygulama!

7 popüler video sohbet ve konferans uygulamaları...
Farklı cihazlar için geliştirilmiş uygulamalar sayesinde dünyanın neresinde olursanız olun internet üzerinden video görüşmesi yapmak artık çok kolay. Hatta ücretsiz wi-fi bağlantınız varsa bu görüşmeyi bedavaya bile getirebilirsiniz. Bu hafta sizler için en popüler video sohbet ve konferans uygulamalarını bir araya getirdik.


Google Hangouts

Hem Android, hem iOS cihazlarda çalışan Google Hangouts ile 10 kişiye kadar video konferans yapabilirsiniz. Bu video konferansı Google+ veya YouTube üzerinden canlı olarak internetten paylaşmanız da mümkün. Böylece Google Hangouts’u sadece bir video sohbet uygulaması olarak değil, bir video yayın platformu olarak da değerlendirebilirsiniz. Kullanmak için bir Google hesabına ihtiyaç duyacağınız uygulama ücretsiz. Chrome tarayıcısını indirerek Google Hangouts’u tüm bilgisayarlarda da kullanabiliyorsunuz.

iOS: http://bit.ly/15IcpHP

Android: http://bit.ly/13KXLzb

Chrome tarayıcı: http://bit.ly/1cPyux0


Skype

Birkaç yıl önce Microsoft tarafından satın alınan Skype, dünya üzerindeki en popüler video sohbet uygulamalarından birisi. Eğer Premium hesap alırsanız 10 kişiye kadar video konferans da yapabiliyorsunuz. Bunun yanında Skype kredisi alarak da dünyanın her yerinden telefon konuşması yapabilirsiniz. Skype’ı cep telefonundan, PlayStation 3’e kadar çok farklı cihaz üzerinde kullanmanız mümkün.

İndirmek için: http://bit.ly/18x3woE


Facetime

Facetime ile tüm Apple kullanıcıları birbirleriyle video görüşmesi yapabiliyor. Birden fazla kişiyle video konferans yapmak ise maalesef mümkün değil. Uygulamayı ilk defa kullanmadan önce, cep telefonunuza gelecek olan aktivasyon kodunu bir seferlik girmeniz gerekiyor. Eğer Apple TV kullanıyorsanız, yaptığınız görüşmeyi doğrudan televizyonunuza yansıtabilirsiniz. Bunun için cihazınızdaki AirPlay-Yansıtma özelliğini aktive etmeniz gerekiyor. Uygulama, son nesil iPhone, iPod Touch ve iPad cihazlarında yüklü geliyor. Mac kullanıcılarının ise uygulamayı ayrıca indirmesi gerek. Fiyatı 1.79 TL.

İndirmek için: http://bit.ly/1byO5OB


ooVoo

Aynı anda 12 kişiye kadar video konferans yapabileceğiniz ooVoo ücretsiz bir uygulama. Üstelik, video konferansa katılmak için uygulamayı indirmek de gerekmiyor; Facebook, Twitter veya e-posta üzerinden paylaştığınız bir linke tıklayan herkes video konferansa katılabiliyor. Uygulamanın iOS, Android, Windows ve Mac için geliştirilmiş farklı versiyonları var.

iOS: http://bit.ly/16dTJnb

Android: http://bit.ly/14O2EvP

Diğer platformlar: http://www.oovoo.com


Tango
Tango ile hem video konuşması yapabiliyor hem de mesajlaşabiliyorsunuz. Uygulamayı kullanabilmek için her iki tarafın da Tango’yu yüklemiş olması şart. Uygulamanın yakınlardaki Tango kullanıcılarını göstermek gibi ilginç bir özelliğinin olduğunu da not etmekte yarar var. Eğer mahremiyet kaygısıyla bu özelliği iptal etmek isterseniz, cihazınızın konum servisleri ayarından uygulama iznini kaldırmalısınız. Uygulama ücretsiz ama animasyon ve e-kart gibi bazı ekstra özellikler için ödeme yapmalısınız.

iOS: http://bit.ly/17rjG1w

Android: http://bit.ly/1cPoELQ

Windows Phone: http://bit.ly/17Pg7kQ


Fring

Hem video konuşması yapabileceğiniz hem de mesajlaşabileceğiniz bir uygulama. Ayrıca dakikası 1 sentten başlayan fiyatlarla dünya üzerindeki tüm numaraları aramanız mümkün. Özellikle sık yurtdışı görüşmeleri yapanlar bu uygulamayı tercih edebilirler. Fring’le dört kişiye kadar video konferans yapabiliyorsunuz. Uygulamayı kullanmanız için telefonunuza SMS’le gelecek olan güvenlik kodunu girmeniz gerekiyor.

iOS: http://bit.ly/13C474R

Android: http://bit.ly/13C5Sz7


Qik

iOS, Android ve BlackBerry cihazlar için geliştirilmiş olan bu uygulama ücretsiz. Qik ile hem diğer kullanıcılarla video konferans yapabiliyor, hem de kaydettiğiniz görüntüleri Facebook, Twitter, YouTube veya e-posta üzerinden herkesle paylaşabiliyorsunuz. İsterseniz bu videoları kişiye özel olarak da yayınlayabilirsiniz.

iOS: http://bit.ly/13mBmyd

Android: http://bit.ly/15I9jDV

BlackBerry: http://bit.ly/1d9Ivnw

Artık 10 GB alanınız var!

Dropbox ve SkyDrive gibi dev depolama servislerini zor durumda bırakacak haber, bakın kimden geldi!Bulut depolama çözümleri sunan Box kullanıcı başına kapasiteyi 10 GB’a çıkardı. Ağırlıklı olarak kurumsal çözümlere imza atan firma, Dropbox, iCloud veya SkyDrive kadar popüler olmamakla birlikte kişisel depolama maksatlı ücretsiz bir servise de sahip. Saydığımız rakiplerini 10 GB kapasite ile bu alanda geride bırakan Box, sadece 15 GB depoloma alanı sunan Google Drive’ın gerisinde kalıyor. Şirketin bu hamleyle bulut depolama konusunda yeni alternatifler arayan kullanıcıların ilgisini çekmesi muhtemel. Box’un daha önce sunduğu boş alan, sadece 5GB idi.
Kaynak:Chip Online

2 Ağustos 2013 Cuma

Bir efsane daha bitiyor!

Atom işlemciler için yolun sonu göründü!

Dev şirketlerin efsane olmuş markalarını birer birer tarihe gömmeleri devam ediyor. İşte son kurban!


Intel, doğal olarak, içerisinde kendi işlemcilerinin yer aldığı daha fazla bilgisayar satmaya çalışıyor ve yeni bir söylentiye göre, firma, ürünlerinden biri üzerindeki marka adını kaldırarak satışlara ihtiyacı olan desteği vermeyi planlıyor. Digitime sitesinin adı verilmeyen kaynaklara dayanarak yaptığı habere göre Intel, 2013'ün son çeyreğinde, Atom adını ürünlerinden kaldırabilir.

Haberde, Atom işlemcilerinin şu anki sürümlerini kullanan PC ve tabletlerin satışının, Atom adının kullanıcılar üzerinde kötü bir etki yaratmasından kaynaklı düşmüş olduğu söyleniyor. Bilindiği gibi Atom işlemciler, ilk kez netbook'larda karşımıza çıkmış ve "düşük performanslı ama düşük enerji tüketimli" modeller olarak lanse edilmişti.

Şu ana kadar Intel'den konu hakkında resmi bir açıklama gelmiş değil. Intel'in 2013 sonlarına doğru çıkarmayı planladığı yeni sürüm Atom işlemciler, "Bay Trail" mimarisi üzerine kurulmuş olacak. Intel, Atom dışında iki modelde daha aynı mimariyi kullanacağını haziran ayında açıklamıştı. Bay Trail'in kullanılacağı Celeron çipler mobil ürünler için kullanılacakken, Pentium çipler düşük maliyetli PCler için kullanılacak.

Intel'in Atom adını kaldırıp, bu yeni ürününe de Celeron ve Pentium adını vermesi muhtemel. Ancak dediğimiz gibi, Intel'den konu hakkında henüz bir açıklama yok. Şimdi beklenen ise Intel'in bu söylentilere resmi bir cevap vermesi.

‘Türk hacker’lar Beyaz Saray’a saldırıyor’

ABD’li uzmanlar, Beyaz Saray personelinin siber saldırı altında bulunduğunu ve saldırının arkasında ‘1923Turk-Grup’ adlı bir Türk siber korsan örgütünün olabileceğini açıkladı.
ABD başkanlarının evi olarak bilinen Beyaz Saray’da çalışan personelin e-posta hesaplarına siber korsanlar tarafından erişim sağlandığı açıklandı. Saldırının arkasında, Türk hacker’ların olduğu iddia ediliyor.
İlk olarak Nextgov sitesinin duyurduğu habere göre, ABD Başkanı Barack Obama’nın sosyal medya stratejisinden sorumlu üç Beyaz Saray personelinin Gmail adreslerine, hacker’lar tarafından erişim sağlandı. Hacker’ların, personelin e-posta bilgilerinden Twitter bilgilerine kadar ulaşmış olabileceği öne sürüldü.
Nextgov sitesine konuşan siber uzmanlar, hacker’ların amacının ABD hükümeti hakkında önemli bilgileri ele geçirmek olabileceğini belirtti.
HACKER’LARIN ADI BELİRDİ Mİ?
Mashable sitesi, hesabına erişilen üç çalışanın dışında 10’dan fazla çalışana sahte bağlantılar içeren e-postalar gönderildiğini, bu e-postalarda kullanıcıların sosyal medya hesaplarına ait kullanıcı adı ve şifrelerini girmelerini gerektiren sahte haber bağlantıları bulunduğunu öne sürdü.
Güvenlik şirketi CrowdStrike’ın verdiği bilgiye göre, e-postalarda yer alan gerçek görünümlü sahte bağlantıların altında yatan gerçek web adreslerinde, ‘SeRDar’ adını taşıyan bir İslamcı aktivistin imzası bulunuyor.
Mashable, söz konusu hacker’ın ‘1923Turk-Grup’ adında bir örgüte üye olduğunu öne sürdü.
‘SALDIRI TÜRKİYE KAYNAKLI OLABİLİR’
SuriyeDevlet Başkanı Beşşar Esad rejimini destekleyen Suriye Elektronik Ordusu (SEA), Pazartesi günü düzenlediği siber saldırıda Thomson Reuters’ın Twitter hesabına erişim sağlamış ve Esad’ı destekleyen siyasi odaklı çizimler yerleştirmişti.
Mashable’a açıklama yapan CrowdStrike İstihbarat Birimi Başkan Yardımcısı Adam Meyers, “SEA’nın uyguladığı taktikler, yöntemler ve tekniklere bakıldığında, Beyaz Saray’ın iletişimini İslami ideoloji eğilimli bir amaca işaret eden bir takma adla hedef almak, Türkiye’deki bir hacktivist grubun karakteri dışında kalmaz” yorumunda bulundu.
Mashable, CrowdStrike’ın Çin kaynaklı birçok casusluk operasyonunu ortaya çıkaran FBI’ın eski siber dedektifleri Shawn Henry ve Dmitri Alperovitch ile çalıştığına dikkat çekti.
SALDIRININ İZİ SÜRÜLDÜ
Siber uzmanlar, Beyaz Saray personeline gönderilen sahte bağlantıların izini sürerek bir IP adresine ulaştı. Söz konusu adresin, SeRDar adlı hacker’ın geçmişte sildiği bir web sitesi olabileceği ifade edildi.
Meyers, IP adresiyle ulaşılan sayfanın, düzenlenen saldırıyla bağlantılı veya tesadüfi olabileceğini belirtti.
SEA’nın, Associated Press haber ajansının da Twitter hesabını hack’lediği ve 1600 Pennsylvania Avenue (Beyaz Saray) da bir patlama olduğu tweet’i geçtiği belirtildi. NPR.org, Sky News Arabia, The Onion ve küresel akıllı telefon defteri TrueCaller’ın da örgütün hedefleri arasında yer aldığı ifade edildi

Microsoft’tan inanılmaz hata

Birçok telif sahibi şirket gibi Microsoft da sık sık Google’dan telifli içerik barındıran korsan linkleri arama motorundan kaldırma talebi sunuyor. Ancak Torrentfreak sitesinin haberine göre yazılım devi geçtiğimiz hafta trajikomik bir hataya imza atarak kendi resmi internet sitesi microsoft.com’un Google’dan kaldırılmasını istedi.
Microsoft adına çalışan LeakID şirketi, Dijital Milenyum Telif Hakkı Yasası’nı dayanak göstererek sunduğu talepte, microsoft.com’u telif hakkı ihlaliyle suçlayarak linkleri Google’dan kaldırılmasını istedi.
Ancak iki şirket arasındaki güçlü rekabete rağmen Google hatayı fark ederek linkleri kaldırmama kararı aldı.
Microsoft’un otomatik yazılımı geçen sene yanlışlıkla CNN, Wikipedia, Buzzfeed, TechCrunch, The Huffington Post, BBC, The Washington Post gibi sitelerin Windows 8 beta sürümünü izinsizce dağıttığı gerekçesiyle Google’dan kaldırılmasını istemişti.
Google’dan bu hafta başında yapılan açıklamada kendilerine bu sene yaklaşık 100 milyon linki kaldırma talebi geldiği belirtildi. Ancak Microsoft örneğinde olduğu gibi bu linklerin tamamı yasalara aykırı olmuyor.

13 Temmuz 2013 Cumartesi

100 mega piksellik kamera geliştirildi!

Çin'de 100 mega piksellik kamera geliştirildi.

Çin Bilimler Akademisinden yapılan açıklamada, Optik ve Elektronik Enstitüsü'nde geliştirilen kameranın ülkedeki en yüksek piksele sahip kamera olduğu kaydedildi.
IOE3-Kanban adlı kameranın 10,240 x 10,240 piksel görüntü üretme kapasitesi olduğu belirtilirken, kameranın küçük ve hafif olduğu ifade edildi.
Kameranın en geniş kısmının 19,3 santimetre olduğu kaydedilirken, cihazın -20'den 55 derece sıcaklığa kadar kullanılabileceği açıklandı.
Ayrıca haritalama, şehir planlaması, felaket izleme gibi alanlarda da kullanılacağı belirtilen kameranın gelişmiş optik sistemi olduğu ve yüksek kapasitede data kayıt sistemi bulunduğu bildirildi.
Enstitü son olarak 2001-2005 yılları arasında 81 megapiksellik bir kamera geliştirmişti.

ABD insansı 'Atlas' robotları üzerinde çalışıyor!

ABD'de, doğal felaketlerde orduya yardımcı olmak üzere insansı robot geliştirme projesi üzerinde çalışma yürütülüyor.
İki metre boyunda olan ve 'Atlas' adı verilen robotlar, ABD Savunma Bakanlığı İleri Araştırma Projeleri Ajansı DARPA'nın talebi üzerine geliştirildi.

Robotlar acil durumlarda yerine getirmeleri gereken sekiz görev üzerinde yoğunlaşıyor.
Bu görevler için gereken yazılım programlarının, altı ekip tarafından Aralık 2013 tarihine kadar tamamlanması öngörülüyor.
Atlas'ın tasarımını, orduya yardımcı olacak robotlar üzerinde çalışma yürüten Boston Dynamics adlı robot şirketi yaptı.
İnsan gibi iki kolu ve iki bacağı olan, yürüyerek hareket eden ve elleri tutabilen Atlas, stereo lazer tarama sistemi ile görebiliyor da. Hızlı bağlantı sistemi ile merkezle iletişim kurabilen robot, felaket bölgelerinden veri de aktarabiliyor.
Bugüne kadar Atlas'ın sanal versiyonu üzerinde çalışma yapılabiliyordu. Bir sonraki aşamada ise sanal robot için hazırlanan algoritmalar ve kontrol programları gerçek Atlas'a transfer edilecek.
Beş ay sürecek deneme çalışmaları sırasında Atlas'ın araba kullanma, engel temizleme, merdiven tırmanma, vanayı bulup kapatma ve yangın söndürme hortumu bağlama gibi becerileri kullanması gözlenecek.
Aralık 2013'te yapılacak olan değerlendirmede en iyi performans gösteren ekip, 2014 sonlarına kadar bu sekiz görevi en iyi şekilde yerine getirmek üzere Atlas'ı geliştirmek için fon alarak projeyi sonuçlandırma hakkı kazanacak.
Proje müdürü Gill Pratt, "Robotların göstereceği beceriler bakımından beklentileri fazlasıyla ilerlettik." dedi.
DARPA robot geliştirme konusunda ilerleme kaydetmek üzere böyle bir yarışma başlatma kararı aldı.
Mevcut robotlar oldukça uzmanlaşmış olmakla birlikte, gerçek dünyanın sorunlarıyla uğraşma becerileri sınırlı.
Yarışmaya katılan ekipler arasında Carnegie Mellon, NASA Jet Laboratuarı, Virginia Tech ve Schaft'tan araştırmacılar bulunuyor.

20 yaşındaki mucit ışın kılıcı yaptı!

ABD’de yaşayan bir genç, evinde yaptığı ‘ışın kılıcıyla’ YouTube’un en ilginç videolarından bir tanesini hazırladı. 3W enerji üretebilen lazer, kağıt, kibrit ve ping pong topu gibi nesneleri ateşe veriyor.

Evinde icatlar yapmaya meraklı bir genç, Yıldız Savaşları hayranlarını kıskandıracak bir ışın kılıcı geliştirdi.
Illinois eyaletindeki Eureka kentinde yaşayan Drake Anthony, 12 yaşında başladığı lazer geliştirme tutkusunu en sonunda YouTube’da milyonların ilgisini çekecek bir icada dönüştürmeyi başardı.
20 yaşındaki Anthony, DLP projektöründen (dersliklerde kullanılan türden) elde ettiği 9 mm ve 450 nanometre (nm) parçalarla bir araya getirdiği ışın kılıcını, iki adet 18650 liytum iyon batarya (dizüstülerde bulunuyor) ile çalıştırdı.

İnternette ‘Styropyro’ adıyla gezinen Anthony,  hazırladığı videoda ışın kılıcının marifetlerini gösteriyor. Kağıdı delip geçen, ping pong topunu müthiş bir parlaklık saçarak yakan, elektrik bandını anında tutuşturan ışın kılıcı, mukavvayı bile rahatça yakıyor.
Dahası, güneş enerjili küçük oyuncak arabanın üzerinde tutulduğunda, oyuncak hızla hareket ediyor.

JEDI’LAR NE DERDİ?
Anthony icadıyla şu ana kadar 2 milyon internet kullanıcısının ilgisini çekmeyi başardı. Cebinizdeki taşımanız için fazla riskli olsa da, genç mucidin ışın kılıcı bir Jedi kılıcıyla baş edebilecek kadar güçlü görünmüyor.
Anthony, videosunda ‘çok güçlü lazerlerin riskli olduğunu bildiğini ancak insanların keyif duyacağını düşündüğü için vidoyu hazırladığını’ söylüyor.
Genç mucidin bu konuda başarıya ulaştığını söylebiliriz.

7 Haziran 2013 Cuma

Çipli TC kimlik kartları geliyor

Devlet dairesinde geçen zaman çilesini bitirecek çipli T.C. kimlik kartları bu yıl dağıtılmaya başlanıyor!


Yeni e-kimlik kartlarına dair ayrıntılar Proline Bilişim’in düzenlediği Uluslararası İstanbul Biyometri Konferansı 2013’te gün yüzüne çıktı. Kopyalanamayan, tahrif edilemeyen ve çipinde barındırdığı biyometrik bilgiler sayesinde hizmet alımını çok daha hızlı ve güvenli hale getiren yeni kartlar sayesinde vatandaşların bürokratik işlemlerde çektiği zorluklar tarihe karışacak.
Geleneksel kimlik doğrulama sistemlerinin modern ihtiyaçlar karşısında yetersiz kalması nedeniyle tüm dünyada kamu kurumları ve özel şirketler yenilikçi teknolojilerin peşine düşerken, öncü Teknoloji şirketi Proline Bilişim, Türkiye’nin biyometri odaklı ilk ve tek konferansı olma özelliğini taşıyan Uluslararası İstanbul Biyometri Konferansı’nda geleceğin şehirlerinin en önemli unsurları arasında görülen biyometrik kimlik doğrulama sistemlerinin masaya yatırılmasını sağladı. 29-30 Mayıs tarihlerinde İstanbul Marriott Hotel Asia’da yapılan etkinlikte biyometride kilit teknolojiler, biyometri teknolojilerinin avantajları, parmak izi, parmak damar izi, iris, yüz ve ses tanıma teknolojileri, biyometride yeni standartlar ve hükümet politikaları masaya yatırıldı. Merakla beklenen yeni T.C. Kimlik Kartı’na dair önemli ayrıntılar da konferansta paylaşıldı.
Konferansın açılış konuşmasını yapan Proline bilişim İcra Kurulu Başkanı Mehmet Doğanyiğit Dünya Ekonomik Forumu’nun yaptığı açıklamaya göre Türkiye’nin rekabetçilik endeksinde 59., inovasyonda ise 43. sırada bulunduğuna dikkat çekerek, geleceğin biyometri teknolojilerinin Uluslararası İstanbul Biyometri Konferansı’nda tartışılması ile birlikte sektördeki işbirliklerinin artacağını ve oluşacak sinerjinin ülke ekonomisine olumlu katkılar yansıtacağını vurguladı.
Kişinin kimliği dijitalleşiyor
Açılış konuşmasının ardından kürsüye Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Bilgi Yönetimi Daire Başkanı Ahmet Türkay Varlı geldi. Varlı, İnternetin yaygınlaşmasıyla birlikte devlet ve kurumların geleneksel hizmet anlayışlarında değişikliğe gittiğini ifade ederken, elektronik ortama taşınan hizmetlerin doğru ve adil olarak verilebilmesi için farklı güvenlik araçlarına ihtiyaç duyulduğunun altını çizdi. Sahte kimlik düzenleme, sahte pasaport çıkarma, evrakta tahribat gibi kimlik sahteciliği yöntemlerinin hem ülke ekonomisini hem de bireyleri mağdur ettiğini kaydeden Varlı, teknolojinin kullanıldığı hizmetlerde hizmetin doğru kişiye ulaştırılması için biyometrik çözümlerin uygulanmasının kritik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. “Herkesin kimliği dijitalleşiyor” diyen Varlı, elektronik/mobil imzanın kullanılmaya başlanması, biyometrik pasaport ve elektronik kimlik kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte Türkiye’nin çağın şartlarına uygun sistemlere geçiş yaptığını memnuniyetle karşıladığını belirtti. Sürecin daha da hızlanması gerektiğini söyleyen Ahmet Varlı, hukuksal boşlukların giderilmesi, kişisel bilgilerin mahremiyetine önem gösterilmesi, veri kirliliğinin önlenmesi ve Ar-Ge çalışmalarının yapılması ile birlikte biyometrik kimlik doğrulama çözümlerinin benimsenmesinin kolaylaştırılacağını ifade etti.
Tek şifre tek kart dönemi başlıyor!
Konferansın bir diğer önemli konuşmacısı da Tübitak Başkan Yardımcısı Dr. Hasan Palaz’dı. Konferansın katılımcılarına “T.C. Yeni Nesil e-Kimlik ve Biyometrik Uygulamalar” başlıklı bir sunum yapan Palaz, vatandaşların merakla beklediği yeni e-kimlik kartı ile ilgili önemli bilgiler verdi. TÜBİTAK’ın yeni e-kimlik kartı üzerinde 6 yılı aşkın bir çalışma gerçekleştirdiğini söyleyen Dr. Hasan Palaz, temaslı ve temassız olmak üzere iki farklı kullanım şekline sahip e-kimlik kartlarının 2013 yılı içerisinde vatandaşlara dağıtılmaya başlanacağını söyledi.

10 yıl dayanıklı ve milli patentli kimlik kartı
Kredi kartı boyutundaki yeni e-kimlik kartlarının işletim sistemi, çip, yönetim sistemi ve açık anahtar altyapısı gibi bileşenlerinin Türkiye patentli olduğunu açıklayan Dr. Hasan Palaz, kartın gelişmiş güvenlik sistemleriyle bireysel bilgi mahremiyetini koruduğunu kaydetti. Kartın 10 yıl dayanıklı çiplerin yanı sıra fiziksel ve yazılımsal koruma önlemlerine sahip olduğunu belirten Palaz, yeni kimlik kartlarının taklit edilmesinin çok zor, kopyalanmasının ise neredeyse imkânsız olduğunu söyledi.

Hak etmeyenin hizmet alması önlenecek
Kimlik doğrulamada kullanılan parmak damar izi ve avuç damar izi gibi biyometrik bilgilerin milli patentli çiplerde saklanacağını söyleyen Dr. Hasan Palaz, kartın sakladığı bilgilerin çok kısa bir süre içerisinde sensörlü cihazlar üzerinden doğrulanmasıyla vatandaşların çok daha doğru ve hızlı hizmet alabileceğini vurguladı. Yeni e-kimlik kartlarının elektronik kimlik doğrulama sistemleriyle uyumlu çalışacağını ifade eden Palaz, taklit ve tahrif edilemeyen bu kartlar sayesinde hak etmeyen kişilerin hizmet alması, başkasının kimliğini kullanarak ya da çalarak hizmet alma, onaysız işlem yapılması gibi vatandaşın adil hizmet almasının önünde engel teşkil eden usulsüzlüklerin tarihe karışacağının altını çizdi.

Ülkeye güven artacak, Türkiye yatırımlar için cazibe merkezi olacak
Geleneksel kimlik doğrulama yöntemleri ve kimlik kartlarının sahteciliğe yol açtığını ifade eden Palaz, “Elektronik Kimlik Doğrulama Sistemleri” ile hizmet alan ve hizmet veren birbirinden emin olacak” dedi. Elektronik ortamda söz konusu kimlik beyanlarının doğrulanması ile birlikte işlemlerin çok daha güvenli gerçekleşeceğinin altını çizen Dr. Hasan Palaz, buna paralel oluşacak güven ortamının yeni yatırımların önünü açacağını da ifade etti.

Doğrulamayı TÜBİTAK’ın geliştirdiği Kart Erişim Cihazı (KEC) yapacak
TÜBİTAK’ın e-kartlardaki bilgileri doğrulayacak Kart Erişim Cihazı’nı geliştirdiğini açıklayan Dr. Hasan Palaz, çağdaş güvenlik sertifikalarına sahip, internet üzerinden güvenli işlem sağlayan, mahremiyeti koruyan, e-imzayı destekleyen ve kolay kullanılan KEC cihazlarının kurumsal, bireysel, mobil ve kiosk versiyonlarını da geliştirdiklerini ifade etti.

Her kart Ankara’daki kişiselleştirme merkezinde işlenecek
Yeni kimlik kartlarının Ankara’da bulunan Kişiselleştirme Merkezi’nde her vatandaşa göre ayrı ayrı kişiselleştirileceğini söyleyen Palaz, vatandaşların yaşadıkları il ve ilçelerdeki müdürlüklere müracaat ederek e-kimlik kartı için başvuruda bulunabileceklerini, alınan başvuruların ardından kişiselleştirilen kartların sahiplerine kargo ile teslim edileceğini söyledi.

Devlet dairesinde vakit harcamaya son
Yeni e-kimlik kartlarının ticaretten kamu hizmetlerine kadar tüm alanlarda fark yaratacağını söyleyen Dr. Hasan Palaz, vatandaşların farklı belge, kart ve benzeri evrakı yanlarında taşımadan, elektronik ortamda kimlik doğrulaması yapabileceklerini ve bu sayede de hizmetleri çok daha hızlı alabileceklerini ifade etti. “Tek kart – tek şifre dönemi başlıyor” diyen Palaz, yeni kimlik kartları sayesinde elektronik hizmetlere internetin bulunduğu her yerden güvenli bir şekilde erişilebileceğini de belirtti. Dr. Hasan Palaz, e-imza kullanımına olanak tanıyan ve vize muafiyeti olan ülkelerde seyahat belgesi olarak kullanılabilecek kartların kamu kurumlarına olan faydalarını ise mali kayıpları önlemek, hak sahipliği deneyimi gerçekleştirmek, yolsuzluğu engellemek, bürokrasiyi azaltmak olarak sıraladı.
Yeni e-kimlik kartları 3 yıl içerisinde tüm vatandaşların cebinde
TÜBİTAK’ın yeni kartların kullanım koşullarını geliştirme adına finans, telekomünikasyon ve lojistik gibi sektörlerin yanı sıra yerel yönetimlerle de birlikte çalıştığını ifade eden Dr. Hasan Palaz, yeni kartların 2013 yılı içerisinde vatandaşlara dağıtılmaya başlanacağını, 3 yıl içerisinde de tüm vatandaşların e-kimlik kartı sahibi olmasının planlandığını vurguladı.

Bellek çipleri atom tekniği ile şarj olacak

IBM’in yeni buluşu: Bellek çipleri atom tekniği ile şarj olacak!


IBM’li bilim adamları küçük iyon akımlarını kullanarak, çipleri çalıştırmanın yeni yolunu keşfettiler. Atomik ölçek boyutlarını anlama ve kontrol edebilme yeteneği, günümüzün silikon bazlı bilgi teknolojileri yerine tamamen farklı ilkelere göre çalışan yeni malzemeler ve aygıtlar tasarlamanın önünü açıyor.

IBM, malzeme biliminde atom düzeyinde çığır açan bir inovasyon duyurdu. Bu buluş günümüzün silikon bazlı aygıtlarından daha az güç kullanacak silinmeyen yeni bir tip bellek ve mantık çipi sınıfı yaratacak bir zemin oluşturmaya aday.

IBM laboratuvarlarındaki bilim adamları mevcut yarıiletken aygıtları çalıştıran geleneksel elektrik yöntemi yerine küçük iyon akımlarını kullanarak, çipleri çalıştırmanın yeni bir yolunu keşfettiler. Bu küçük iyon akımları, insan beyninin çalışma şekli olan, olaya dayalı işleyiş biçimini taklit edebilen yüklü atom akışları olarak nitelendirilebilir.

Geçit elektrotu ve oksit kanalı üzerindeki IL damlacığıyla tipik iyonik sıvı (IL) geçitli aygıtın optik görüntüsü. Altın rengi koruyucu pedler, kablo bağlantıları aracılığıyla aygıtla temas kurmak için kullanılır. Sağda, kanalı (kahverengimsi sarı) ve altın elektrik kontaklarını (parlak sarı) gösteren aygıtın büyütülmüş görüntüsü bulunur. Kanalın sağ ve solundaki kontaklar, kaynak ve boşaltma kontaklarıdır. Diğer dört kontak, 4 tel direnci ve Hall ölçümleri için kullanılır.  (Kaynak: IBM)

Günümüzde bilgisayarlar genellikle CMOS süreç teknolojileriyle yapılan yarıiletkenleri kullanıyor ve uzun zamandır bu çiplerin her iki yılda bir performanslarının iki katına çıkacağı, boyutlarının küçüleceği ve maliyetlerinin azalacağı düşünülüyor. Ancak CMOS çiplerini geliştirmek ve inşa etmek için gereken malzemeler ve teknikler, hızla fiziksel ve performans sınırlarına yaklaşıyor. Dolayısıyla da, yüksek performanslı ve düşük güç tüketimli aygıtlar geliştirecek yeni çözümlere yönelik ihtiyaçların yakın dönemde ortaya çıkacağı öngörülüyor.

IBM’li bilim insanları, yalıtkan ve iletken haller arasında metal oksitlerin tersine çevrilebilir biçimde dönüştürülmesinin mümkün olduğunu gösterdi. Bu dönüştürme, oksit sıvı ara yüzlerindeki elektrik alanları kanalıyla oksijen iyonlarının eklenmesi ve kaldırılmasıyla sağlanıyor.

Yapısı itibariyle yalıtkan olan oksit malzemeler, iletken duruma dönüştürüldüklerinde IBM deneyleri, aygıta verilen güç kesildiğinde bile malzemelerin sabit metal halini koruduğunu kanıtladı. Silinmeyen bu özellik, yeni geliştirilen metotla çalışan aygıtları kullanan çiplerin verileri daha verimli ve sabit elektrik akımlarıyla depolayacakları ve aktaracakları anlamına geliyor.  Bu kalıcı özellik, bu yeni yöntemi kullanarak çalışan çipli cihazların verileri daha etkin ve olay-temelli olarak depolayabilecekleri ve kullanabilecekleri anlamına geliyor.  Böylece cihazlardaki metal hali korumak için sabit elektrik akımlarında tutulmasına gerek kalmıyor.

Malzeme biliminde atom düzeyinde çığır açan bu yeniliği değerlendiren IBM Türk Teknoloji Lideri Kıvanç Uslu açıklıyor: “Atom ölçeğinin boyutlarını anlama ve kontrol edebilme yeteneğimiz, günümüzün silikon bazlı bilgi teknolojileri yerine tamamen farklı ilkelere göre çalışan yeni malzemeleri ve aygıtları tasarlamamızı sağlar. Maddenin halini tersine çevrilebilir biçimde denetlemek için mevcut yük tabanlı aygıtlardan çok küçük iyon akımlarını kullanan aygıtlara geçmek, yeni tipte mobil cihazların ortaya çıkma potansiyelini de yaratıyor. Üç boyutlu yepyeni mimarilerde bu aygıtların ve kavramların kullanılması, bilgi teknolojisi sektörü açısından da çok önemli bir gelişmedir.”

Çığır açan bu yeniliğe ulaşmak için IBM araştırmacıları, yalıtkan bir oksit malzeme olan vanadyum dioksite pozitif yüklü iyonlu sıvı elektrolit uyguladılar ve başarılı bir şekilde metale çevirdiler. Orijinal yalıtkan durumuna döndürmek için negatif yüklü iyonlu bir sıvı elektrolit uygulanana kadar madde, metal halini korudu.

Uzun yıllardır metalden yalıtkana geçiş malzemeleri için metaller üzerine kapsamlı araştırmalar yapılıyor. Ancak, daha önce elde edilen sonuçların aksine IBM yoğun elektrik alanlarına maruz kaldığında oksit malzemenin durumundaki değişikliğin sebebinin metal oksitlere oksijen eklenmesi ve kaldırılması olduğunu ortaya çıkardı.

İletkenden yalıtkan duruma geçiş, daha önceleri sıcaklığın değiştirilmesi ya da dış basınç uygulanmasıyla gerçekleştirilmişti. Fakat her iki yöntemin de aygıt uygulamaları için uygun olmadığı görülmüştü.

14 Yaşında Apple Store için Oyun Tasarladı

14 Yaşındaki Dağhanı'ın Geliştirdiği Oyun, Apple Store'a kabul edildi


SEV İlköğretim Okulu 8. Sınıf öğrencisi olan Dağhan Dağhan Ege Koç’un geliştirdiği “My Planet Needs Me” oyunu App Store’a kabul edildi. Geçen yaz tatilinde oyun geliştirme ve programlama dünyasının en iyi akademik kurumlardan olan Stanford Üniversitesinin iki haftalık ID Tech kampına katılan Dağhan “ Endless runner” türünde iki boyutlu bir düzlemde oynanan, keyifli bir oyunun yazılımına imza attı.
SEV İlköğretim Okulu 8. Sınıf öğrencisi Dağhan Ege Koç, geçen yaz tatilinde oyun geliştirme ve programlama dünyasının en iyi akademik kurumlardan olan Stanford Üniversitesinin iki haftalık ID Tech kampına katıldı. Burada oyun yazılımları üzerine çalışan Dağhan “ Endless runner” türünde iki boyutlu bir düzlemde oynanan bir oyunun yazılımına imza attı. “My Planet Needs Me” adlı oyununu 5 Nisan 2013 tarihinde Apple Inc’a sunan Dağhan’ın oyunu için ilk aşamada resim ve bilgilerin doğruluğu kontrol edildi. İkinci aşamada ise oyun Apple yetkileri tarafından oynanarak denendi ve son aşamada RTÜK’ün onayını aldı  “My Planet Needs Me” kullanıcılar tarafından 0.99 Dolar bedelle indirilebiliyor.
SEV İlköğretim Okulu 8. Sınıf öğrencisi olan Dağhan, okuma yazma öğrenmeden önce bilgisayar oyunlarına ilgi duymaya başladığını, daha sonra bu oyunların nasıl yazıldığını merak ettiğini ve geçtiğimiz 2 yılda da bir oyun yazmaya kafa yormaya başladığını söyledi. “Öncelikle, Türkiye’de bir yerde staj yapmak istedim ama küçük olduğum için ilgi göstermediler. Ben de 2012 yılında, Stanford Üniversitesi’nde oyun geliştirme konusunda bir yaz okuluna gittim. Bu kursa kabul edilmek için minimum 13 yaş sınırı vardı ve en küçüklerden biri olarak kabul edildim. Oyunuma da ilk olarak bu kampta başladım.” dedi.
Zamanla geliştirmeyi hedefliyor
“My Planet Needs Me, daha çok çocuklara yönelik bir “arcade” oyunu. Oyunu “unity” oyun motorunu kullanarak geliştiren Dağhan Ege Koç, zamanla farklı özellikler ekleyerek oyunu geliştirmeyi hedefliyor. “My Planet Needs Me” oyunu şimdilik sadece IOS ortamında çalışıyor ancak Dağhan Android ortamına da yüklemek için çalışıyor.

Live Messenger'dan sonra...

Windows Live Messenger'ın yeni evi Skype!
Kapatılan Windows Live Messenger kişilerinize erişmek istiyorsanız, bunu yapmanız yeterli!

Microsoft, 8 Nisan'da kapattığı Windows Live Messenger'ı artık Skype üzerinden sunuyor. Yani MSN kişilerinize ulaşmak istiyorsanız, Skype kullanmanız gerekiyor.
Popüler sesli ve videolu görüşme yazılımı Skype, bir süredir Windows Live bilgileri ile oturum açmanıza izin veriyor. Bu sayede Skype ve Microsoft hesabınızı bir araya getirebiliyor ve aynı anda kullanabiliyorsunuz. Microsoft, 8 Nisan'dan itibaren tüm Windows Live kullanıcılarının Skype'a yükseltmelerini öneriyor.
Skype'a hemen geçmek istiyorsanız, onu bu adresten yükleyebilirsiniz. Yükleme sırasında web tarayıcınızda gereksiz değişiklikler yapılmaması için işaretlediğiniz seçeneklere dikkat edin.
Skype'ı ilk açtığınızda Microsoft hesabıyla oturum açma seçeneğine tıklayın. Microsoft hesabınızın e-posta adresini ve parolasını girerek oturum açın. Halihazırda bir Skype hesabınız varsa, Microsoft hesabınızı Skype hesabınızla bağlayabilirsiniz. Yoksa "Skype'a yeniyim" bağlantısını takip edin.
Skype'ı kullanmak istemiyoranız ancak Windows Live Messenger kişilerinizle iletişim halinde kalmak istiyorsanız, web uygulaması imo.im'ye göz atabilirsiniz.
İndirin: Skype

4 Mayıs 2013 Cumartesi

YouTube İş Ortaklığı Programı

YouTube İş Ortaklığı Programı Türkiye’de Hayata Geçiyor, YouTube ile Hobiler İş Fırsatına Dönüşüyor

Kullanıcıların hobilerini iş fırsatına çevirerek ürettiği içeriğin sayısı ve popülerliği oranında gelir elde etmesine imkan tanıyan Youtube İş Ortaklığı Programı, Türkiye’de hayata geçiyor.
Dünyayı video içerik ile birbirine bağlayan en önemli adres olarak konumlanan YouTube, kullanıcılara kendi içeriklerini üretme imkanının bir adım ötesine geçerek kendi girişim modellerini oluşturabilecekleri YouTube İş Ortaklığı Programı’nı (YouTube Partnership Program) Türkiye’de de hayata geçiyor. Türk kullanıcılar için yeni bir gelir modeli platformu yaratan YouTube online dünyada yeni girişim modelleri sunarak Internet ekonomisinin büyümesine katkı sağlamayı hedefliyor.

“Türkiye’den başarı hikayeleri bekliyoruz”
Google Türkiye ofisinde 3 Mayıs 2013, Cuma günü düzenlenen basın buluşmasında Youtube İş Ortaklığı Programı konusunda bilgi veren YouTube EMEA Bölgesi İş Ortağı Geliştirme Operasyonları Birimi Kıdemli Stratejisti Christoph Poropatits, konu hakkındaki görüşlerini şu sözlerle dile getirdi:

“YouTube’un 1 Ekim 2012’de Türkçe içerik desteği vermeye başlaması Türk kullanıcıların deneyimini geliştirmeye yönelik adımlarımızın ilkini temsil ediyordu. Bugün de, Türkiye’deki içerik geliştiricilerin, girişimcilerin ve ilgili iş kollarının YouTube platformunun avantajlarından daha fazla faydalanmasına katkı sağlayacak YouTube İş Ortaklığı Programı’nı duyurmaktan büyük heyecan duyuyoruz. Türk kullanıcıların online dünyadaki aktifliği ve trendleri yakından takip ettiği gerçeğinden hareketle, Türkiye’den çok yaratıcı ve ilginç başarı hikayeleri çıkacağına, iş ortaklığı programımızın her ölçekteki içerik üreticisinin dünyaya açılmasına ve ülkenin ekonomik gelişmesini destekleyecek bir platform olacağına inanıyoruz.”

 “Hobiyi iş fırsatına dönüştürüyor”
İş ortaklarının YouTube’un yaşam kaynağı olduğunun altını çizen Christoph Poropatits, bu yıl gelecek kuşağın içerik üreticileri olduğuna inandıkları YouTube İş Ortakları’na yoğun şekilde yatırım yapmaya devam edeceklerini belirtti. Geleceğin yıldızlarının ve yapım şirketlerinin YouTube’da yer alacağını ve artık keşfedilmek için ‘ne yaptığının değil kimi tanıdığının’ önemli olduğu devrin kapandığını söyleyen Poropatis, şöyle devam etti:
“İlgi çekici içerik her yerden gelebilir, biz de YouTube olarak insanlara gerekli platform ve araçları sunarak daha büyük işlerin gerçekleşmesini ve büyük izleyici kitlelerinin oluşmasını destekliyoruz. İş ortaklarımıza başka hiçbir dağıtım platformunda olmayan yaratıcılık ve herhangi bir yapım takvimi veya içerik yönlendirmesine bağlı kalmama özgürlüğü sağlıyoruz. Her geçen gün daha fazla kişinin YouTube’u yalnızca hobi değil aynı zamanda bir iş platformu olarak görmesini istiyoruz.”

YouTube İş Ortaklığı Programı nasıl işliyor?
Ortaklık programına kabul edilen kullanıcının kısa bir on-line eğitim içerikli dokümanı tamamlaması ve ortaklık anlaşmasını kabul etmesi gerekiyor. Daha sonra ortak, YouTube’un reklamları için değerlendirmesini istediği videolarını seçiyor.  YouTube, bu videoların içinde veya yanında yer alan reklamların satışını gerçekleştirerek her ay ortağın Google AdSense hesabına kazancın belli bir miktarını aktarıyor. Reklam gelirinin çoğunluğu ortağa ait oluyor. Ortaklar işin sadece başarılı içerik üretimi tarafına yoğunlaşırken, YouTube da içeriğin dağıtımı ve gelire dönüştürülme bölümünü üstleniyor.
Ortağın kazancı, gelir kazanımı için kullanıma sunduğu videoların sayısına ve popülerliğine bağlı olarak değişiyor. Düzenli olarak 1 milyondan fazla kez izlenen video üreten ortaklar ayda bir kaç bin Euro kazanabiliyor.
YouTube iş ortaklarının başarılı olması için her geçen gün artan oranda eğitim ve kaynak desteği sağlıyor. Bunlar arasında Londra’daki YouTube Creator alanı (space), YouTube NextUp ve Creator Academy gibi programların yanı sıra YouTube Creator Playbook, Creator Hub ve Creator Channel yer alıyor.

1 Nisan 2013 Pazartesi

UFO'nun belgesi ortaya çıktı!

FBI'ın halka açtığı belgeler arasında bulunan bu belge, "UFO avcılarını" heyecanlandırmaya yetti!

Amerikan Federal Soruşturma Bürosu'nun (FBI) resmi internet sitesi üzerinden halkın erişimine açtığı resmi belgeler içinde en çok ilgi çekenin, 1947 yılında yaşanan Roswell olayıyla ilgili bir belge olduğu açıklandı. "Guy Hottel Notu" olarak bilinen belgede Roswell'de görülen, içlerinde insan biçimli ufak yaratıklar bulunan üç uçan daireden bahsediliyor.

Söz konusu belge 1950 yılında, FBI ajanı Guy Hottel tarafından hazırlanmış. O tarihte Washington saha ofisinde çalışan Hottel hazırladığı raporda Roswell isimli bir bölgede yaşanan olaydan ve tanık ifadelerinden bahsediyor, olayın yeterince incelenmediğini iddia ediyor. Roswell olayından üç yıl sonra hazırlanan ve muğlak bir dil kullanan belge, UFO meraklıları tarafından Amerikan hükümetinin uzaylı ziyaretçilere dair bilgi sahibi olduğunun kanıtı olarak görülüyor.

Ancak FBI yetkilileri aynı fikirde değil: "Hottel notu UFO'ların varlığını kanıtlamıyor, olayın hiç incelenmediğini ifade etmekten öteye gitmiyor. Kimileri notun o dönem gündemde olan bir kandırmacanın parçası olduğuna inanıyor. Ancak büronun elinde bunu doğrulayabilecek bir belge bulunmuyor. Üzgünüz ama olay gizemini koruyor."
ufo,uzay,uzaylı,abd,amerika,

Facebook'un bombası bu mu?

Facebook'un 4 Nisan'da bir cep telefonu tanıtacağını bekleyenler... Büyük ihtimalle yanılıyorsunuz!
 Wall Street Journal'ın son raporuna göre bir telefon değil Android giriş ekranı olacak. Bu giriş ekranı, iddiaya göre kullanıcının Facebook hesabından aldığı bilgileri giriş ekranında gösterecek.

WSJ'ye göre özellik ilk olarak HTC'nin ceplerinde yer alacak, ancak gelecekte diğer Android üreticilerinin de ceplerinde görünebilir. WSJ, önümüzdeki günlerde tanıtılacak "şeyin" bir Facebook telefonu olmayacağını iddia ediyor.

Android'e özel Facebook giriş ekranının haber kaynağı ve diğer Facebook bilgilerini ilk bakışta kullanıcıların gözünün önüne getireceği söyleniyor. Bu, aynı zamanda Android'li ceplerin Facebook ile Apple'dakinden daha derin bir bütünleşmeye sahip olacağını gösteriyor. iOS cihazlarının giriş ekranına müdahale etmenin onları jailbreak'lemeden pek mümkün olmadığı biliniyor.

Sponsor

Ad

E-posta *

Mesaj *

Text Widget

Labels

Channels

Category 3

Güncel Teknoloji Blogu..

Labels

Sponsors

Post of the week

Find us on facebook

Son Yorumlar

https://www.facebook.com/seyitshnn

Partners

++Teknoloji Kalemim

Pages

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Channels

Labels

Channels

Channels

Popular Posts

Blog Arşivi

Followers

Blog Archive

Postagens populares

Sidebar One

Stats

Category 2

Category 3

Popular Posts

Join the Club