Web: http://www.teknoarsiv.net/

YAKINDA SİZİNLE

Blogger,Blogger Eklenti, Blogger Tema!


Gün

Saat

Dakika

Saniye

E-Bülten Aboneliği

E-Bültenimize Abone Olun Son Yazılar Mail Olarak size gelsin Yazılarımızı Kaçırmayın:

Copyright © Teknoloji Kalemim | Teknoloji Portalı | Türkçeleştirme http://teknolojikalemim.blogspot.com/

29 Ekim 2011 Cumartesi

Sümer Uygarlığı!


Sümerler


    Sümer Uygarlığı bugünkü Irak’ın Mezopotamya bölgesinde günümüzden yaklaşık 4500 yıl önce (M.Ö 3500-M.Ö 2000) yaşamış Mayalar, İnkalar, Aztekler, Mısırlılar gibi üstün zekâsı kanıtlanmış uygarlıklar arasında sayılan önemli bir kültürdür.



  Azeri kökenli arkeolog Zecharia Sitchin Sümerliler üzerinde yaptığı araştırmayı “Genesis Revisited” adlı kitabında değinmiş. Bıraktıkları tabletlerden, yaşadıkları ortamlara kadar her durumu inceleyen Sitchin, Sümer Uygarlığı ile ilgili ilginç iddialarından da bahsediyor. Efsane olarak sayılan olguların bir kısmına da inandığını belirtiyor. Çünkü ona göre şu anki teknolojinin kazandırdığı edinimler, uygarlığın tabletlerinde de yer alıyor fakat bunlar tabletlerde Sümerlilerin inanç olgularından doğan efsanelerin bir sonucu olarak gösterilse de kanıtlanmış.




SÜMERLER

Sitchin her şeyden önce sümer matematiğini anlatmaya çalışıyor. Buna göre altmışlık denen bir sistem var. Dünyasal bir 10 ile "göksel" bir 6'yı temel rakam 60'ı elde etmek için birleştiriyorlar. Anlattığına göre bu sistem bazı yönleriyle bizim şimdi kullandığımız sistemden üstün ama en önemlisi yüzyıllarca matematiği yönlendiren yunan ve roma sistemlerinden kesinlikle üstün. Sümerler kendi sistemleriyle kesirleri bölüyor, milyonları çarpıyor, kök hesabı yapıyor ve sayıların üssünü alıyorlardı. m.ö. 4000 yılında! "hane" kavramı çıkıyor, tıpkı onluk sistemdeki gibi 2_20_200 gibi olabiliyordu. Haneleri 2 veya 120 (2*60) oluyordu ama:) 360 derecelik daire, düzine kavramı falan hala kullanılıyor.

En çok kullandıkları enerji kaynağı "naptha, napatu - yanan taşlar/petrol'dü. Tıpta gelişmişlerdi, onlara göre tıp 3'e ayrılıyordu: bultitu (terapi), şipir bel imti (cerrahi), utri maşmaşşe (efsunlar). En eski kanunları başarılı ya da başarısız doktorların ceza ve ödülleriyle ilgiliydi. Mezopotamya mezarlarındaki iskeletler beyin ameliyatı yaptıklarını kanıtlıyor. En eski mühürlerdeki yılan figürü hala tıp sembolü olarak kullanılıyor. Tekstil, yiyecek, tarım, taşımacılık, mimari gibi alanlarda çok üstün olduklarını anlatıyor.

                                  

                                        




      Bazı önemli bulgular, Sümerlerin akıllı uygarlıklar tarafından ziyaret edilmiş olmaları  ki (annunakiler-gökten yere inenler) bu durumun bahsedilişini yaradılış efsanelerinden öğrenebiliyoruz,geleceği bilmeleri ve insanlığın diğer güneş sistemi gezegenlerine kartallar gibi inmeleri(Ay’ a ayak basmamız) ve astronomik keşiflerde bulunmaları. Sümerlilerin bu çalışmaları günümüzde 60’lı yıllarda aya inilmesi ve 70 ve 80’li yıllarda Mars yüzeyindeki araştırmalarla açıklanabildi. Sümerliler astronomik çalışmalarında gezegenlere şekillerine göre isim verdiler. Uranüs gezegenini çok parlak ve çok yeşil olarak tanımladılar. Bu özellik bilim adamlarınca 1930 yıllardaki ilk keşfinin ardından kanıtlandı. Uygarlık ayrıca Uranüs’ün neden eğik bir yapısının olduğunu da açıklamış. Neptün’ün maviliğinden bahsetmiş olmalarına rağmen günümüz teknolojisiyle mavi gezegen Neptün 1977’de keşfedilebildi. Tabletlerdeki önemli veriler dönemimizdeki uzay araçlarıyla kanıtlandı. Bu ve bunun gibi görmeden veya herhangi bir araçla inceleme yapmadan bilinemeyecek olgulara sahip olabilmeleri; araştırmacıların sürekli “yabancı uygarlıkların etkisinde mi kaldılar yoksa yalnız mıydılar?”,”sayılarının yok oluşu ve geride kalan tabletler dışında önemli kalıntıların kalmayışı kendi tanrılarının bir emri miydi?” gibi soruların üzerinde durmalarına sebep olmuştur.

   Mars’taki araştırmalarda da geçmiş uygarlıkların teknolojik açıdan ileride olduklarını destekleyen bulgulara rastlanmıştır. Bunlardan en önemlisi ise Mars yüzeyindeki insan yüzleri ve İnka şehirlerini andıran Piramitler. Araştırmalar esnasında UFO görüldüğü iddiaları ve hareket eden kartal şeklindeki gölge. Gene efsanevi Maya uygarlığında bahsedildiği üzere Sümerlilerin de ikinci çarpışmanın bir krokisini çizmesi, 12 gezegenden bahsetmesi, Dünya’nın 7. Marduk’un ise 10. gezegen olması ve Plüton’u önceden keşfetmeleri…
Ve akıllara gelen soru şu: sizce bütün bunların hepsi bir tesadüf mü?


SÜMERLERİN SIRLARININ PEŞİNDELER


Sümeroloji'nin Sırrı


Neden Sümerler? 
Neden Urartular, Persler, Romalılar değildi de. Sümerler! Nedeni şudur. 
Sümerlere kadar bilinen tüm insanlık tarihi şunu söyler, insanlar avcı toplayıcı ilkel yaşamın en alt seviyesinde bir yaşam kültürüne sahipken birden bir şey olur. Bir medeniyet mantar biter gibi biter. Sümer Medeniyeti…
Birden biter dedik çünkü hiçbir alt yapısı daha ispat edilmemiş bir medeniyettir. Bir anda sanki gökten inmiş gibi çağının en üst teknolojisine ve bilgisine sahip benzeri olmayan bir medeniyettir bu. Kısaca astronomi, tıp, araç gereç, mekanik bilgisi, sosyal kentleşme kültürü, alt yapısı bugünkü şehircilik anlayışına birebir uyan şehirleri, caddeleri, kanalizasyonları, ev yapıları, düzenli ordusu, adalet mekanizması, mahkemeleri ve daha birçok yaşam standardı… Şimdi yapılan kazılardaki tabletlerin deşifresindeki kamuoyuyla paylaşılan bazı bilgilere göz atalım.

  Sosyetenin varlığı, sabah kahvaltı, öğlen yemeği alışkanlığı ve akşam mönüleri… Som balığı, et şarap, eğlenceye gitmek… Müzik notalarının tümünün ilk defa kullanılması, burç sembolleri de bu medeniyetin ürünü. Sümerceden bir kelime (Adem) çamur demek. 
Bunun gibi birçok kelime eski ve yeni dillere evrim geçirerek girmiştir. 
Şimdi buraya kadar şöyle sorunla biline bilinir. Ne olmuş yani? Olan şu bu medeniyeti birden bire meydana getiren unsur (BUĞDAYDIR) Bildiğimiz buğday. Çünkü bu medeniyete kadar insanlık, avcı toplayıcıdır.

    Oysa bu medeniyet, tarımı ilk uygulayan tarım medeniyetidir. Araştırılan konu, Sümerler bu üst seviyedeki bilgilere nasıl bir anda sahip olup ulaşıp insanlık devrimini sağlamışlardır. 






Sümerler bu güne kadar bu devrimi getirdiler.

                                            
                                             sümerler


    Henry Rawlinson'un, 1835 yılındaki Behistum yazıtlarını bulmasından beri, Akadça dilinde çivi yazısı ile yazılmış olan yazıtların büyük çoğunluğunun şifresi çözülmüştür. 1850 yılına gelindiğinde Edward Hincks (1792-1866), çivi yazısının Semitik olmayan bir dile ait olduğu kanısına varmıştı. Semitik dillerin yapısı sessiz harflerin dizilimiyle oluşurken çivi yazısının yapısı ise bunun aksine sesli harflerin sessiz harfler ile birleştirilmesinden meydana gelen heceli bir yapıdaydı. Ayrıca, belli bir çivi yazı hecesinin açıklanmasına denk gelen hiç bir semitik sözcük bulunamıyordu.

Rawlison, 1855 yılında Nippur, Larsa ve Erech adlı güney Babil yerleşmelerinde Semitik olmayan yazıtlar bulduğunu duyurdu. Julius Oppert'e göre bulunan bu dil, Mezopotamya'da Akadça'dan önce yeralmış, semitik olmayan ve bir çeşit Turan diliydi ve çivi yazısını geliştirmişti. Hincks, 1856 yılında, bu tercüme edilememiş dilin karakter yönünden sondan eklemeli bir dil olduğu yönündeki tartışmayı başlattı. Bu aşamada bazıları dili Scythic diye adlandırırken birçoğu da dili Akadça'dan ayrı görmüyordu. Bilinen "Sümer ve Akad'ın Kralı" başlığındna yola çıkan Oppert, 1869 yılında, bu dil için "Sümerce" adını önerdi. Eğer Akad krallığın semitik bölümü ise Sümer de büyük bir olasılık ile Semitik olmayan bölümüydü.

Ernest de Sarzec (1832-1901), 1877 yılında Sümer şehir Tello'da (Antik Girsu, Lagash eyaletinin başkenti) kazılarına başladı ve Découvertes en Chaldée adlı çalışmasını Sümerce tabletlerin çevirileri içerecek şekilde 1884 yılında yayımladı.

1888 yılında, Pennsylvania Üniversitesi Sümer şehri Nippur'da kazılara başladı.

1889 yılında, R. Brünnow'un Sümer İdeograflarının Sınıflandırılmış Listesi adlı çalışması yayımlandı.

    Die sumerischen Familiengesetze (Sümerce Aile Kuralları) adlı yayını ile Sümerce-Akadça çiftdilli yazıları bilimsel olarak ilk kez yayınlamak şerefi Paul Haupt'a (1858-1926) aittir.
Sümercedeki fonetik değerlerinin sayısının şaşırtıcı derecede fazla olması dilin anlaşılmasını dolambaçlı yollara sokmuştur. Paris'li oryantalist Joseph Havely 1874'de Sümercenin doğal bir dil olmayıp sadece ayinlerde kullanılan şifreli bir dil olduğu tezini ortaya atmış ve ondan sonraki bir 10 yılı aşkın süre ileri gelen bilim adamları bu konu üzerinde tartışmışlardır öyleki ünlü bilim adamı Friedrich Delitzsch bile 1897 yılında bundan vazgeçene kadar 1885 yılından başlayarak bu tezi tam 12 yıl boyunca savunmuştur.
Paris'teki Louvre Müzesinde çalışmakta olan François Thureau-Dangin'in de özellikle Les inscriptions de Sumer et d’Akkad (Sümer ve Akdaların yazıtları) adlı yayını başta olmak üzere 1898 ile 1938 yılları arasında yayınladığı yayınların Sümercenin şifresinin çözülmesinde büyük faydası olmuştur.

1908 yılında, Stephen Langdon Sümerce ve Akadça kelime dağarcığındaki bu hızlı patlamayı, Charles Virolleaud'un editörlüğünü yaptığı Babyloniaca'nın sayfalarında bir makaleyle özetledi. Langdon, bu makalede Bruno Meissner'in harika logogramlar üzerine olan yeni çıkmış kitabını yorumlamıştı. Ancak daha sonra gelen bilim adamları, Langdon'un bu çalışmasını tamamıyla güvenilmez buldular. 1944 yılında, daha dikkatli bir Sümerolog olan Samuel Noah Kramer, Sümer Mitolojisi adlı eserinde, Sümercenin deşifrsini daha detaylı ve okunaklı bir özet halinde sundu.
Friedrich Delitzsch, 1914 yılında, Sümerce Gramerin Temelleri ve Sümerce Sözlük adlı eserlerini yayımladı. Delitzsch'in öğrencisi olan Arno Poebel de 1923 yılında aynı başlıkla bir Sümerce Gramerin Temelleri adlı bir eser yayınladı ve bu kitap ondna sonraki 50 yıl boyunca Sümerce okuyan öğrencilerin standart kaynağı durumunu geldi. Poebel'in, bundan daha öncesinde 1909 yılında Nippur Babil'deki kazılarından elde ettiği sonuçları yayınladığı ve Pennsylvania Üniveristesi tarafından basılan The Babylonian Expedition başlıklı bir kitabı da vardı.

    Poebel'in oluşturduğu gramer en sonunda 1984 yılında Marie-Louise Thomsen'in The Sumerian Language, An Introduction to its Hitory and Grammatical Structure (Sümerce, Tarih ve Gramer Yapısına Giriş) adlı çalışmasıyla yer değiştirdi.
Sümerce çevirinin ne kadar zor olduğunu, Chicago Üniversitesi Oryantalizm Enstitüsünden Miguel Civil'in bira yapımı ile ilgili bir tableti çevirisinden aldığımız şu alıntılarla anlayabiliriz:
"Önceki iki deneme olan J.D. Prince'in 1919'daki ve M. Witzel'in 1938'teki denemelri dişe dokunur bir sonuç vermekten uzaktaydı. Henüz daha ilk yılında olan bir Sümerce öğrencisinin çevirebileceği kadar basit olan geniş bir yaygının üstüne soğuması için fırınlanmış maltı yayan sensin cümlesi önce "Kudretli ve yüce güçleri olan, şimşeklerin asıl yaratıcısı" şeklinde Prince ve "stärkest du mit dem Gugbulug (-Tranke) den Gross-Sukkal" [Büyük Sukkal Gugbulug (içki)'ı güçlendiren sensin] şeklinde Witzel tarafından çevrilmişti."
"50'li yıllar boyunca yapılan şu iki gelişme Sümer yazınının daha iyi anlaşılmasını sağlamıştır. Birincisi, Chicago'da, Benno Landsberger'in Sümer Lexiconu için malzemeler'i yazıyor olması ve ikincisi ise, benim 1963'ten önce çalışıyor olduğum Philadelphia'da, Samuel Noah Kramer'in Philadelphia, İstanbul ve Jena'daki mümkün olduğunca çok tableti bilim adamları için olanaklı hale getirmekle meşgul olmasıydı."

Landsberger, Sümerce bilgimizi geliştirmemize büyük katkısı olan, eski Babil döneminden kalma çift dilli Sümerce-Akadça sözcüksel tabletleri yayımlamak için çalışmıştır. Yine Kramer ve Tholkild Jacobsen de Sümerceyi anlamamız için birçok Sümerce çeviri yayımlamışlardır.

Çivi yazısının çevirisi işlemi öncelikle bir epigrafistin toprak tabletler ya da taş yazıtlar üzerindeki şekilleri çizerek bir kağıda aktarmasıyla başlar. Tüm epigrafistler aynı oranda güvenilir olmadığı için, bir bilim adamı bir yazının çevirisi üzerinde çalışırken üzerinde çalıştığı güncel tablete karşılık gelen önceden basılmış çevirileri karşılaştırır ve özellikle kırılma ya da hasarlanmadan doğan gözden kaçmış bir işaretin olup olmadığını ve farklı bir şekilde değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine karar vermeye çalışır.
Yazı sistemleri arasındaki çeviri işlemi, çivi yazısının bulunduğu biçemden bir başak yazı sistemine çevrilmesidir. Konunun içeriğine göre, bir çivi yazısı sembolü, her biri Sümerce konuşma dilindeki bir sözcüğe denk gelen olası birçok logogramdan birinin belirttiği bir hece (S, SSz, SzS ya da SzSSz) anlamında ya da bir uğraş veya yer anlamında (Bir semantik kategorisinin işaretleyişi olarak) olacak biçimde okunabilir. Bazı Sümer logogramları birden fazla çivi yazısı işaretiyle yazılmıştı. SI ve A işaretleri ile yazılmış olan 'diri' logogramından sonra bu tür logogramlara diri-heceleme denildi. Bir çivi yazısı tabletinin başka bir yazı sistemine olan çevirisinde bir logogramı oluşturan alt sembollerin anlamları tek tek gösterileceğine, tıpkı 'diri' kelimesinde olduğu gibi bileşke sembolün karşılığı gösterilecektir.
     
Sümerler:

Ayı 30, yılı 360 gün olarak hesapladılar.
Gece ve gündüzü 12'şer saate böldüler.
Bir yılı 12 ay olarak hesapladılar.
Ay ve Güneş tutulmasını hesapladılar.
Aritmetik ve geometrinin temellerini attılar.
Çarpma ve bölme cetvellerini buldular.
Daireyi 360 dereceye böldüler.


Biz halen Sümerlerin geliştirdiği bu matematiksel hesaplamaları kullanıyoruz!




    Sümerlerde hissedilen her nesnenin bir Tanrısı vardı ve insan görünümündeydiler, fakat insanüstü güçleri olan ölümsüz varlıklardı. Tanrılar, insanlara ne istediklerini bildirmez. Ancak insanlar onlara, kendilerinden ...

                                   "Sümer Uygarlığı Yazı dizisi" .... devam edecek....

"Kaynakça: http://www.hafif.org, 
                         http://www.fotonkusagi.net
                         http://www.msxlabs.org
                         http://www.marduk2012.com 

Facebook'ta hesabınız varsa lütfen dikkat!

Facebook



"Sosyal paylaşım sitesi olan Facebook'ta yeni arkadaşlar eklerken düşünün çünkü..." 

   
     Bir çoğumuz Facebook üzerinden hiç tanımadığımız birinin arkadaşlık isteğiyle karşılaşmışızdır. Ancak uzmanlar uyarıyor: Bu meçhul teklifin ardında kötü amaçlı bir yazılım olabilir.

Kanada'nın Vancouver kentinde bulunan British Columbia Üniversitesi uzmanları bir dizi sahte Facebook arkadaşı oluşturdu. Yapay zekaya sahip bu yazılımların hedefi, mümkün olduğunca fazla arkadaş edinip, bunlar hakkında mümkün olduğunca fazla bilgi toplamak.


Uzmanların, Facebook ortamına gerçek birer bireymiş gibi ekledikleri bu 102 sahte arkadaş, birçok kişinin arkadaş listesine yeni birini eklerken pek de fazla düşünmediklerini bir kez daha ortaya koydu.

Birkaç hafta içinde bu yazılımlar Facebook'ta 3 binden fazla kişiyle arkadaş oldu. Üstelik 46 binden fazla elektronik posta adresi ve 14 bin 500'den fazla da ev adresi bilgisi topladı.

Sahte arkadaş yazılımlarının topladığı bu bilgilerle, bu kişilere ait banka ve kredi kartı bilgileri gibi kişisel başka birçok veriye ulaşmanın da önü açılıyor. Yazılımlar bir kez biriyle arkadaş olmayı başardı mı, sadece birkaç gün içinde o kişinin diğer birçok arkadaşının da listesine kolayca kabul ediliyor.

Uzmanlar yazılımların gönderilen arkadaşlık başvurularından yüzde 60'ına olumlu yanıt aldıklarına dikkat çekiyor. İşin korkutucu yanıysa, bu tip sahte arkadaş yazılımlarının tespit edilmesinin oldukça güç oluşu.

Projenin araştırmacılarından Yazan Boshmaf, çok kısa bir süre içinde bu kadar çok bilgi toplayabileceklerini hiç tahmin etmediklerini kaydetti.

    Sahte arkadaş yazılımlarının birçoğunun Facebook tarafından fark edilip silindiğini belirten Boshmaf, ancak Facebook'un güvenlik mekanizmasının daha güçlü yazılımlara karşı savunmasız kalabileceğine dikkat çekti. Kişisel bilgileri adeta gümüş tepsi içinde sunan bir başka uygulamaysa, gittikçe daha popüler bir hale gelen sosyal medya arama motorları. Bu arama motorları bir e-mail adresine bağlı tüm sosyal platformları anında listeliyor. Genellikle firmalara bu arama motorlarını hangi sosyal platforma reklam vermelerinin daha uygun olduğunu saptamak için kullanıyor. Ancak birçok kişinin sosyal platformlar üzerinden paylaştıkları kişisel bilgiler hakkında çok fazla kafa yormadıkları düşünüldüğünde, bu arama motorlarının da kişisel veri toplamak için rahatlıkla kullanılabileceğini göz ardı etmemek gerekiyor.


28 Ekim 2011 Cuma

Birmanya pitonu sağlıklı kalbin 'anahtarı'!

Birmanya pitonu

  "Dünyanın en büyük yılanlarından Birmanya pitonu kalp hastalıklarının yeni tedavi yöntemlerinin "sırrını" bünyesinde barındırıyor olabilir. "

ABD'nin Colorado Üniversitesi'nden bilimadamlarının yaptığı araştırma, geyik ya da timsahı yutabilecek güçteki bu yılanın salgıladığı yağ asitlerinin “kalpte mucizeler yaratabileceğini” gösterdi. Bilimadamları, avını yuttuktan bir gün sonra bu yılanların kanında, bitkisel ve hayvansal yağların ana bileşeni olan trigliserit maddesinin miktarının 4 kat fazla olduğunu belirledi.

Bu yağların büyük oranda yükselmesine rağmen, yılanların kalbinde yağ depolarına rastlamayan bilimadamları, ayrıca, bu hayvanların kanında kalp kasını koruduğu bilinen, “süperoksit dismutaz” adlı enzimin de arttığını gördü. Bilimadamları, sindirim halinde, pitonların kan plazmasının (kanın sıvı kısmı) kimyasal yapısını belirledikten sonra, mideleri boşken benzer bir sıvıyı hayvanlara enjekte etti. Bu sıvının verilmesinden sonra yılanların kalp sağlığının gözle görülür şekilde iyileştiği vurgulandı.

Araştırmaya imza atanlardan Cecilia Riquelme, bazı yağ asitlerinin karışımının canlıların kalbine olumlu etkileri olabileceğinin belirlendiğini belirterek, bu sürecin arkasında yatan moleküler mekanizmayı anlamaya çalıştıklarını ifade etti.

Riquelme, araştırma sonuçlarının ileride insanlarda kalp-damar hastalıklarına yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine ışık tutmasını umduklarını belirtti. Daha önce yapılan araştırmalar Birmanya pitonlarının avı yuttuktan 24-72 saat sonra kalplerinin yüzde 40 büyüdüğünü ve metabolizmalarının 4 kat hızlandığını göstermişti. Araştırma, Amerikan “Science” dergisinde yayımlandı.



Microsoft'tan bir inanılmaz; "geleceğin videosu"!

Microsoft


"Microsoft, gelecekte dokunmatiğin ve fazlasının her tarafı sardığı videosunu ortaya çıkardı! İzleyin."

Microsoft'un meydana getirdiği yeni bir video, gelecekte teknolojinin hayatımızda nasıl bir hale geleceği konusunda fikir veriyor. "Productivity Future Vision 2011" adlı videoda geleceğin heyecan verici bir yer olacağını görebiliyoruz.

Ortaya çıkardığı yeni ve farklı konseptlerle bilinen Microsoft Office Labs tarafından meydana getirilen videoda dokunmatikbilişimin heyecan verici geleceği gözler önüne seriliyor. Videoda şeffaf ceplerden esnek tabletlere, birbiriyle iletişim ve etkileşim kurabilen cihazlardan etkileşimli noktalara birçok gelecek öğesini bir arada görebiliyoruz. Teknolojinin işimizi çok daha kolay bir hale nasıl getirebileceğini video sayesinde hayal etmemiz mümkün.

İşte Microsoft'un meydana getirdiği gelecekte karşılaşacağımız teknolojileri gözler önüne seren video. İzleyin!





Hissedebilen robotlar yolda!

Robot

"Dokunmaya duyarlı olacaklar!"

Dokunmayı gerçekten hissedebilen robotlar ve fazlası bu çalışmalar sonunda gerçeğe dönüşebilir!

1984 yılında ilk kez seyircilerle buluşan ve bir robotun gelecekte tıpkı insan gibi olabileceğinin en azından hayalini kurduran Terminator filmi, her geçen gün biraz daha gerçeğe yaklaşıyor.

Robotlar üzerinde çalışmalarına aralıksız devam eden bilim insanları, bu kez robotların dokunmaya duyarlı olması için yoğun uğraş veriyor. Bunun anlamı ise şu: Dokunmaya karşı duyarlı olan robotlar sayesinde engellilere takılacak yapay kol veya bacağın engelliye tekrar hissedebilme şansı verecek.

Plastik deriye nüfuz ettirilen tüpler, eğilip bükülebiliyor ve kullanıcıya herhangi bir materyal üzerinde kuvvet uygulayabilme şansı veriyor.

Deriyi çekip ittikçe sensörler kendi elektiriğini üretiyor ve şarj seviyesindeki değişim hissetmek ve cildin dokunuşunun derecesini kullanıcıya yansıtıyor.


Apple'dan korkutan patent!

Apple

    Apple'ın aldığı bu cep patenti, Google'ı, Samsung'u 


      ve diğerlerini çok ama çok kızdıracak."




    Apple, ortalığı karıştıracak bu patenti aldı!

  
        Apple, akıllı cebinizin ekranında kilit açmak için kullandığınız parmak hareketinin patentini aldı. Apple'ın bu patenti ele geçirmesi, Google, Samsung, HTC gibi Android üreticilerini ayaklandıracak gibi görünüyor.

İşte patent'ten bazı alıntılar: "Dokunmaya duyarlı bir ekrana sahip cihazın kilidi, dokunmatik ekran üzerinde gerçekleştirilecek hareketlerle açılabilir."

"Cihaz, kilidi açmaya yönelik bir veya birden fazla görsel görüntüler. Önceden belirlenen hareketin yapılması, görselin belirli bir konuma taşınması veya belirli bir yol üzerinde taşınmasını içerebilir. Cihaz, önceden belirlenen hareket için hatırlatma amaçlı ipuçları da gösterebilir."

Bu tanım, dünyadaki tüm Android cep ve tabletlere uyar mı bilemiyoruz ama çoğu cepteki kilit açma ekranını andırdığı kesin. Bakalım bu patent, patent savaşlarını nasıl bir boyuta taşıyacak.

Battlefield 3 [RELOADED] - FULL - Zamunda Torrent - indir - Hızlı Torrent - PC



Gerçek bir savaş alanını her yeni oyunda oyun severlere çok daha gerçekçi bir şekilde sunan DICE ekibi, Battlefield 3‘te de bu durumu başarılı bir şekilde gerçekleştiriyor. Özellikle Frosbite Engine 2 grafik motorunun gücünü arkasına alan oyun grafikleri dışında ses unsurları ile de kulaklarımızın pasını siliyor.
Bad Company 2′de de zaten başarılı olan ses unsurları Battlefield 3 için yeniden kaydedilmiş ve oyunun silah seslerine baktığımızda ekibin ne kadar ileri gittiğini görüyoruz. Grafiklerde ise atmosfer ve yıkılabilir çevre gibi unsurlar dışında oyunun animasyon yapısı ön plana çıkıyor. EA Sports‘un FIFA’da kullandığı animasyon motorunu kullanan oyun, böylelikle çok daha gerçekçi animasyonlar ile karşımıza çıkıyor. Türünün en iyi animasyonlarına sahip olan FIFA’nın animasyon kalitesi Battlefield 3‘te de kendini göstermiş. Özellikle askerlerin yere yatarken ellerinden destek almaları ve bunu yumuşak ve son derece gerçekçi yerine getirmeleri oyunun gerçekçiliğini de arttırıyor.

Battlefield 3 Sistem Gereksinimleri
İşletim Sistemi: Win Vista (SP 2) / 7 (XP desteklenmemektedir.)
İşlemci: 2 GHZ DUAL CORE (CORE 2 DUO 2.4 GHZ veya ALTHON X2 2.7 GHZ)
Ram: 2 GB
HDD: 20 GB
Ekran Kartı (AMD): DIRECTX 10.1 COMPATIBLE WITH 512 MB RAM (ATI RADEON 3000, 4000, 5000 OR 6000 SERIES, WITH ATI RADEON 3870)
Ekran Kartı (NVIDIA): DIRECTX 10.0 COMPATIBLE WITH 512 MB RAM (NVIDIA GEFORCE 8, 9, 200, 300, 400 OR 500 SERIES WITH NVIDIA GEFORCE 8800 GT)


Rar Şifresi : torrent-oyun.com


Bu paylaşımı yaptığı için torrent-oyun.com'a teşekkürler...





Oyunun Kurulum Resimli Anlatımı İçin :

Sponsor

Ad

E-posta *

Mesaj *

Text Widget

Labels

Channels

Category 3

Güncel Teknoloji Blogu..

Labels

Sponsors

Post of the week

Find us on facebook

Son Yorumlar

https://www.facebook.com/seyitshnn

Partners

++Teknoloji Kalemim

Pages

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Channels

Labels

Channels

Channels

Popular Posts

Blog Arşivi

Followers

Blog Archive

Postagens populares

Sidebar One

Stats

Category 2

Category 3

Popular Posts

Join the Club