Web: http://www.teknoarsiv.net/

YAKINDA SİZİNLE

Blogger,Blogger Eklenti, Blogger Tema!


Gün

Saat

Dakika

Saniye

E-Bülten Aboneliği

E-Bültenimize Abone Olun Son Yazılar Mail Olarak size gelsin Yazılarımızı Kaçırmayın:

Copyright © Teknoloji Kalemim | Teknoloji Portalı | Türkçeleştirme http://teknolojikalemim.blogspot.com/

Science etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Science etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Aralık 2013 Çarşamba

Robotik küp Cubli yer çekimine meydan okuyor

Zürih’te bulunan Dinamik Sistemler ve Kontroller Enstitüsü’nde çalışan araştırmacılar tarafından oldukça etkileyici hareketler yapan eşsiz bir küp geliştirdiler.Cubli adı verilen bu küp,15×15×15 cm ölçülerinde ve üç yüzünde uzay mekiklerinde yer alanlara benzer reaksiyon çarkları yer alıyor.Yüksek performanslı bu reaksiyon çarkları sayesinde Cubli,hızlı bir şekilde dönerken adeta bir anda durabiliyor.
Projenin başında yer alan Gajamohan Mohanarajah ve Raffaello D’Andrea,-Cubli’nin zıplama,dengeleme ve kontrollü düşme olmak üzere üç farklı şekilde hareket edebildiğini belirtiyor.
Aşağıdaki video izlenebilir
Daha fazla bilgi için:http://www.idsc.ethz.ch/Research_DAndrea/Cubli

18 Kasım 2011 Cuma

Görünmezlik hayal değil

Görünmezlik hayal değil



Dr. Xiang Zhang başkanlığındaki ekip, araştırmalarının sonuçlarını Nature ve Science isimli bilim dergilerinde yayımladı.


ABD'li bilim adamları, insanları görünmez kılan malzemeler geliştirmeye bir adım daha yaklaştıklarını açıkladılar. Berkeley'deki California Üniversitesi'nden uzmanlar, nanoteknolojiyle, üç boyutlu cisimler etrafındaki ışığı bükerek, bunları görünmez kılan bir malzeme ürettiklerini söyledi (Nanoteknolojide mikroskobik büyüklükte malzemeler kullanılıyor).

Araştırmayı yürüten uzmanlar, bu yöntemle bir gün insanları görünmez yapan pelerinlerin gerçekten üretilebileceğini kaydetti.

Dr. Xiang Zhang başkanlığındaki ekip, araştırmalarının sonuçlarını Nature ve Science isimli bilim dergilerinde yayımladı. Uzmanlar "Yeni sistem suyun kayaların üzerinden akması gibi çalışıyor" diyor. Çünkü ışık nesne tarafından ne emiliyor ne de yansıtılıyor. Işık sadece arkadan görülebildiği için nesne görünmez oluyor.

ABD hükümeti tarafından finanse edilen projenin günün birinde askeri amaçlı olarak 

kullanılabileceği, bu kapsamda düşman topraklarına sızan görünmez tankların üretilebileceği belirtiliyor.

http://www.haberturk.com



15 Kasım 2011 Salı

Big Bang teorisine ilk kanıt

Big Bang






"Bilim Dünyasından Yeni keşif"

Amerikalı astronomların araştırmaları sonucu keşfettikleri iki gaz bulutunun, evrenin oluşumu için kabul edilen teorilerde öngörülenlere tamamen uyduğu ortaya çıktı.



   Amerikalı astronomlar, 13,7 milyar yıl önce evrenin doğumundan sonra ilk dakikalar içinde oluşmuş iki gaz bulutu keşfetti. Amerikan Science dergisinde yayımlanan makaleye göre, bu gazların bileşenleri, evrendeki elementlerin kökenleri konusunda modern bilimlerdeki teorilerde öngörülenlere tamamen uyuyor.

  Buna göre, evrenin oluşumu için kabul edilen teoriye uygun şekilde Big Bang (Büyük Patlama) sırasında en önce hidrojen ve helyum gibi hafif elementler ortaya çıkıyor. Bundan sonra bu çok önemli gazların yıldızları oluşturmak için yoğunlaşmasından önce yüz milyonlarca yıl geçmesi gerekiyor.

 
 Araştırmayı yapan ve Science'ın internet sitesinde yayımlayanlardan California Üniversitesi'nden astronomi ve astrofizik profesörü Xavier Prochaska, hidrojen ve helyum gibi hafif elementleri bulmak konusunda şimdiye dek büyük çaba gösterdiklerini belirterek, ''İlk kez evrenin ilk anlarında, yıldızlardan gelen daha ağır elementlerin karışmadığı gazları inceleyebiliyoruz'' dedi.

Araştırmaya katılan Michele Fumagalli de metallerin bulunmamasının hidrojen gazının saf olduğunu gösterdiğine dikkati çekerek, ''Bu gerçekten insanı şaşkına çeviriyor, çünkü bu Big Bang teorisine göre, evrende ilk gazların oluşumuna tamamen uygun ilk kanıt'' diye konuştu.

Amerikalı astronomlar, bu iki gaz bulutunu yıldızlardan geriye kalan uzak kuasarların yaydığı ışığı analiz ederek keşfetti. Gözlem Hawaii'deki Keck gözlemevinin teleskoplarından biriyle yapıldı.

Michele Fumagalli, böylece hangi mekanda ışık tayfının gaz tarafından soğurulduğunu görebildiklerini, bunun da kendilerine bileşenleri ölçme imkanı tanıdığını belirtti.

Her elementin ışık tayfında kendine ait bir imzası belirten astronomlar, bu gözlemin ortaya sadece hidrojeni çıkardığını, helyum gazını bulmadıklarının altını çizdi.

Astronomlar, karbon, oksijen ve silisyumu da büyük bir kesinlikle tespit edebileceklerini, ancak bu elementlerin kesinlikle bulunmadığını özellikle belirtti.




28 Ekim 2011 Cuma

Birmanya pitonu sağlıklı kalbin 'anahtarı'!

Birmanya pitonu

  "Dünyanın en büyük yılanlarından Birmanya pitonu kalp hastalıklarının yeni tedavi yöntemlerinin "sırrını" bünyesinde barındırıyor olabilir. "

ABD'nin Colorado Üniversitesi'nden bilimadamlarının yaptığı araştırma, geyik ya da timsahı yutabilecek güçteki bu yılanın salgıladığı yağ asitlerinin “kalpte mucizeler yaratabileceğini” gösterdi. Bilimadamları, avını yuttuktan bir gün sonra bu yılanların kanında, bitkisel ve hayvansal yağların ana bileşeni olan trigliserit maddesinin miktarının 4 kat fazla olduğunu belirledi.

Bu yağların büyük oranda yükselmesine rağmen, yılanların kalbinde yağ depolarına rastlamayan bilimadamları, ayrıca, bu hayvanların kanında kalp kasını koruduğu bilinen, “süperoksit dismutaz” adlı enzimin de arttığını gördü. Bilimadamları, sindirim halinde, pitonların kan plazmasının (kanın sıvı kısmı) kimyasal yapısını belirledikten sonra, mideleri boşken benzer bir sıvıyı hayvanlara enjekte etti. Bu sıvının verilmesinden sonra yılanların kalp sağlığının gözle görülür şekilde iyileştiği vurgulandı.

Araştırmaya imza atanlardan Cecilia Riquelme, bazı yağ asitlerinin karışımının canlıların kalbine olumlu etkileri olabileceğinin belirlendiğini belirterek, bu sürecin arkasında yatan moleküler mekanizmayı anlamaya çalıştıklarını ifade etti.

Riquelme, araştırma sonuçlarının ileride insanlarda kalp-damar hastalıklarına yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine ışık tutmasını umduklarını belirtti. Daha önce yapılan araştırmalar Birmanya pitonlarının avı yuttuktan 24-72 saat sonra kalplerinin yüzde 40 büyüdüğünü ve metabolizmalarının 4 kat hızlandığını göstermişti. Araştırma, Amerikan “Science” dergisinde yayımlandı.



27 Ocak 2011 Perşembe

Neandertal Akrabalarımızmı?

Science dergisinde 7 Mayısta çıkan bir makale bilim dünyası için önemli bir buluşu haber verirken;teknoloji dünyasının da genom analizinde nasıl büyük bir aşama kaydettiğini gösterdi.Makale modern insan,Homosapien ile Neandertal adamı veya sadece modern insan ile Neandertaller arasında bir akrabalık olduğunu ortaya koymakta.
Fosillerden elde edilen Neandertal DNA parçaları ile modern insan DNA’ları karşılaştırıldığında Afrika dışında yaşayan insanların DNA’larının % 4’e varan oranlarda Neandertal’lerden geldiği görüldü.Afrika kökenli insan genomunda ise Neandertal izi bulunmuyor.Bu buluş modern insanın Afrika’dan çıktığı,önce Ortadoğu’ya geçtiği,oradan da Avrupa ve Asya yönünde yayıldığı kuramı ile de uyuşuyor. Çünkü Neandertaller yalnız Avrasya’da bulunmuşlar ve Afrika’ya hiç inmemişler.
Neandertal ilişkisi Avrupa ve Asya kökenleri arasında bir farklılık göstermiyor.Yani ilişki Fransa’da ne ise Çin’de de aynı düzeyde. Neandertal-insan evlenmelerinin, Avrupa ve Asya’ya yayılmadan,yaklaşık 50 bin ile 80 bin yıl kadar önce,Ortadoğu’da yer aldığı,daha sonra insanların buradan Avrupa ve Asya’ya yayıldığı kanısı kuvvetlenmekte.
Halbuki,Neandertallerin daha çok Avrupa’da yaşamış olmasıyla Avrupa insanında daha çok Neandertal izine raslanması beklenirdi.

Bulgular çok bölgeli evrim kuramını savunan paleontologları destekler nitelikte.Bu grup arkaik fosilleri yorumlarken,Neandertaller gibi Doğu Asya’daki“homo erectus”larla da genetik akrabalığımız bulunduğu görüşünü savunmakta.İnsan ve Neandertal genomlarının hangi bölgelerde örtüştüp örtüşmediğine bakıldığında, ilk kaba bulgular beyin gelişmesi,deri gelişmesi ve sperm hareketlerinde hiç bir örtüşme bulunmadığını gösteriyor.Belki de bu özellikler Neandertallerin neslinin tükenmesine karşın insan neslinin günümüze kadar geldiğini açıklamakta yardımcı olur.

Öte yandan,projenin teknolojik tarafında bakıldığında bu sonuçlara 5 yıl öncesine kadar ulaşabilmenin çok zor olduğu görülür.Son 5 yılda geliştirilen hızlı gen sıralaması(sequencing)teknolojisi ve yazılımı ile önceleri günler alan bir genom analizi,şimdi saatler veya dakikalara kadar inmiş durumda.İlk insan genomunun tamamlandığı 2001 yılındaki sıralama (sequencing) makineleri günde 330 bin baz molekül okuyabilirken,bugün bu rakam 2 milyara çıkmış bulunuyor.Üretilen ve daha sonra analiz edilmesi gereken veri miktarı ise yüzlerle terabayt olarak ifade edilmekte.

DNA’nın çift sarmallı molekülü,4 baz molekülün uzun bir özel dizilişinden oluşuyor.Adenine,cytosine,guanine ve thymine olan bu baz moleküller kısaca A,C,G,T olarak anılıyor.Yaklaşık 3 milyar bazlı insan genomonun dizilişini bulmak için bilgisayarlar,her biri 2000,3000 bazdan oluşan binlerle DNA parçasını tarayarak veri tabanına koyuyor.Daha sonra bir birleştirme algoritması bunları karşılaştırıyor,örtüşmeleri buluyor ve gittikçe uzayan dizilişi oluşturuyor.

Neandertal genomun incelenmesinde durum biraz farklı ve oldukça zor olmuş. Analiz örnekleri Hırvatistan’daki Vindija mağaralarında yaklaşık 38 bin yıl önce yaşamış olan Neandertal kemiklerinden elde edildi.Örnek olarak alınan ve 400 miligram kadar olan kemik tozunda bulunan DNA parçaları,çok kısaydı ve ortalama sadece 50 kadar baz molekül içeriyordu.Geçen binlerle yıl süresinde kimyasal bozulmalar yanında ayrıca mutasyona da uğramışlardı.Bunun da ötesinde topraktaki bakteri DNA’larından bulaşmalar söz konusuydu.Bu çok zor analiz için bir araştırmacı saman yığınında bir iğne bulmak derken,bir diğeri binlerle parçadan oluşan bir yapboz bilmeceyi resmin ne olduğunu bilmeden çözmek ve yapmak olarak nitelendiriyor.Neyse ki tamamlanmış bulunan insan genomu ve şempaze genomu elde bir referans olarak bulunuyor.Zaten bu üç genom arasındaki benzerlik %99 dolayında.

Neandertal fosillerinden 50 baz moleküllük DNA parçaları elde edildikten sonraki iş insan ve şempaze genomlarında bunlara uyan yer bulmak oluyor. Almanya’daki Max Planc Institute for Evolutionary Anthropology kurumunda yürütülen projenin başkanı olan ABD’deki University of California Santa Cruz profesörlerinden Richard Green,50 baz moleküllü DNA parçalarının 3 milyar bazlı insan ve şempaze genomları ile karşılaştırarak uygun yer bulunması işinin,kavramsal olarak basit gibi göründüğünü ama bunun çok ağır bir iş yükü oluşturduğunu söylüyor.

İzdüşüm bulma(mapping)denebilecek bu işlem aslında genetik araştırmaların bir temel aracı.Yalnız burada gen mutasyonu gibi bir ek zorluk var. Mutasyon nedeniyle doğru uyuşum sağlanamayabilir.Bunun için Enstitüdeki ekip kendi özel yazılım geliştirmiş.“Anfo Short Read Aligner/Mapper”adını verdikleri bu programın diğerlerinden farkı,uyumm ararken araştırmacıların bilgi ve deneyimini de dikkate alması.Örneğin araştırmacılar bir DNA parçasının başında C’den T’ye ve sonunda da G’den A’ya mutasyona çok raslanıyor.

Projede kullanılan iki Linux makine toplam 500 işlemci içeriyor.Bu ortamda sıralama makinasından çıkan milyonlarla DNA parçasının hangilerinin Neandertallere ait olduğu ve onların yerinin ne olduğu bir haftayı aşan bir süre içinde yapılabiliyor.azılımın geliştirilmesi devam etmekte.

Daha fazla bilgi için: http://www.sciencemag.org/site/special/neandertal/feature/index.html

Sponsor

Ad

E-posta *

Mesaj *

Text Widget

Labels

Channels

Category 3

Güncel Teknoloji Blogu..

Labels

Sponsors

Post of the week

Find us on facebook

Son Yorumlar

https://www.facebook.com/seyitshnn

Partners

++Teknoloji Kalemim

Pages

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Channels

Labels

Channels

Channels

Popular Posts

Blog Arşivi

Followers

Blog Archive

Postagens populares

Sidebar One

Stats

Category 2

Category 3

Popular Posts

Join the Club