Web: http://www.teknoarsiv.net/

YAKINDA SİZİNLE

Blogger,Blogger Eklenti, Blogger Tema!


Gün

Saat

Dakika

Saniye

E-Bülten Aboneliği

E-Bültenimize Abone Olun Son Yazılar Mail Olarak size gelsin Yazılarımızı Kaçırmayın:

Copyright © Teknoloji Kalemim | Teknoloji Portalı | Türkçeleştirme http://teknolojikalemim.blogspot.com/

NASA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
NASA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Nisan 2013 Pazartesi

NASA astreoide insan gönderiyor


"NASA 2021 yılına kadar bir astreoide insan göndermeyi planlıyor."



     NASA 2021 yılına kadar bir astreoide insan göndermeyi planlıyor. Herhangi bir resmi duyuru yapılmış olmamasına rağmen Senatör Bill Nelson ve anonim bir Beyaz Saray yetkilisi Amerika'nın uzay planlarıyla ilgili bilgileri basınla paylaştı. 2019 yılına kadar bir astreoidi sonda aracılığı ile yakalayıp Ay'a yaklaştırma planı amaç olarak güdülmüş. Daha sonra Astronotlar 2021 yılına kadar astreoidi keşfetmek üzere yol alacaklar. Bu insanoğlunun 1972'den sonra Dünya yörüngesinden ayrıldığı ilk insanlı uçuş olacak. Mars'a insanlı uçuş için de NASA'nın ilk adımı olarak tasarlanacak.












Senato Bilim Başkanı ve Uzay Alt Komitesi ve 1986 yılında Columbia ile uzaya uçan ismi Senatör Nelson, basın toplantısında bu planı tartışırken, ismi açıklanmayan bir Beyaz Saray yetkilisi bir e-posta ile Nasa'nın bu planını doğruladı. Planın bildirildiği misyonda 78 Milyon dolarlık bir bütçenin ayrılması söz konusu olduğu açıklandı. Görevin başarısı 2030larda planlanan Kızıl Gezegen keşfi için NASA'ya bir "izin" niteliği de oluşturacak.



Orijinal Kaynaktan Çeviri: Tarık ALKAN




NASA astreoide insan gönderiyor


"NASA 2021 yılına kadar bir astreoide insan göndermeyi planlıyor."



     NASA 2021 yılına kadar bir astreoide insan göndermeyi planlıyor. Herhangi bir resmi duyuru yapılmış olmamasına rağmen Senatör Bill Nelson ve anonim bir Beyaz Saray yetkilisi Amerika'nın uzay planlarıyla ilgili bilgileri basınla paylaştı. 2019 yılına kadar bir astreoidi sonda aracılığı ile yakalayıp Ay'a yaklaştırma planı amaç olarak güdülmüş. Daha sonra Astronotlar 2021 yılına kadar astreoidi keşfetmek üzere yol alacaklar. Bu insanoğlunun 1972'den sonra Dünya yörüngesinden ayrıldığı ilk insanlı uçuş olacak. Mars'a insanlı uçuş için de NASA'nın ilk adımı olarak tasarlanacak.


Ciceksepeti_Gulumse_sevgilim at1777_mart_617x150 Image Banner









Yeni Kampanya Spor Fitness 728x90
Senato Bilim Başkanı ve Uzay Alt Komitesi ve 1986 yılında Columbia ile uzaya uçan ismi Senatör Nelson, basın toplantısında bu planı tartışırken, ismi açıklanmayan bir Beyaz Saray yetkilisi bir e-posta ile Nasa'nın bu planını doğruladı. Planın bildirildiği misyonda 78 Milyon dolarlık bir bütçenin ayrılması söz konusu olduğu açıklandı. Görevin başarısı 2030larda planlanan Kızıl Gezegen keşfi için NASA'ya bir "izin" niteliği de oluşturacak.



Orijinal Kaynaktan Çeviri: Tarık ALKAN




4 Nisan 2013 Perşembe

Ay'a ayak bastık mı



Tarih: 20 Temmuz 1969

Tüm dünya nefesini tutmuş, ekran başına kilitlenmişti. Beyazcamda o gün, insanlığın en büyük teknolojik zaferlerinden birisi izleniyordu. Neil Armstrong, Edwin "Buzz" Aldrin ve Michael Collins'ten oluşan Apollo 11 ekibi, 16 Temmuz'da başladıkları yolculuklarının sonuna gelmiş ve Ay'a ulaşmışlardı. Saat 10:56'yı gösterirken, Armstrong ve Aldrin, kendilerini Ay'a indirecek modülden inmeye başlamışlardı ve Ay'a ayak basan ilk insan Neil Armstrong'un şu sözü tarihe yazılacaktı: "Bir insan için küçük, ama insanlık için büyük bir adım." Bu adım aynı zamanda ABD'nin, uzay yarışında Sovyetler'e attığı sağlam bir gol olarak da hatırlanacaktı.




Tarih: 15 Şubat 2001

Fox TV, o gece sonradan çok tartışılacak bir program yayınladı; "Komplo Teorisi: Gerçekten Aya İndik mi?" adındaki bu programı, X-Files dizisinin aktörlerinden Mitch Pileggi sunuyordu. Bir saat süren bu yayın, Apollo'nun Ay'a inişinin NASA'nın bir düzmecesi olduğuna inanan insanlarla yapılmış röportajlardan oluşuyordu. Bu kişiler arasında özellikle Bill Kaysing'in iddiaları dikkat çekiciydi ve Kaysing elinde inişin düzmece olduğunu ispatlayacak kanıtlar olduğunu söylüyor ve bu kanıtları kamuoyuna sunuyordu. İddialar, Ay'a iniş filmlerinin Nevada Çölü'nde (tabii ki 51. Bölge'de) çekildiği, çünkü NASA'nın o günkü mevcut teknolojisinin Ay'a gidiş için yeterli olmadığı, fakat Soğuk Savaş baskısı nedeniyle böyle bir düzmece senaryo hazırlandığı yönündeydi.

Aslında Ay'a inişin düzmece olduğu iddialarının dile getirildiği ilk yayın bu değildi elbet.


1994 yılında Andrew Chaikin "A Man on the Moon" adlı kitabında bu iddiaları dile getirmişti. Ardından Uluslararası Dünya'nın Düz Olduğunu Kanıtlama Birliği Başkanı Charles K. Johnson, izlenen tüm bu olayın Hollywood stüdyolarında çekildiğini ve senaryosunun da Arthur C. Clarke tarafından yazıldığını iddia etmişti. Fakat tüm bunlardan da önce 1974'te William Kaysing'in kendi bastırdığı kitabı "We Never Went to the Moon: America's Thirty Billion Dollar Swindle", bu iddiaların ilk kez ortaya atıldığı kaynak olarak gösterilmektedir.



Ay'a inilmediğini söyleyenlerin iddialarını üç ana maddede toplayabiliriz:

- İnsanoğlu aya inmemiştir,

- NASA ve diğer kuruluşlar, fotoğraflar, video görüntüleri, telsiz konuşmaları, taş örnekleri gibi kanıtlarla oynayarak veya onları maniple ederek kamuyu aldatmaktadır,

- NASA ve diğer kuruluşlar, bu komplolarını halen sürdürmektedirler.

İddialar bu maddelerde sıralanırken, aslında iddia sahiplerinin de kendi aralarında sözbirliği ettiğini söylemek mümkün değil. Nitekim ay komplosu iddiaları da dört ana başlıkta toplanmakta:

- Toptan düzmece: Bu görüşe göre iniş programı baştan aşağı düzmeceydi. Teknoloji, henüz bu yolculuk için yetersizdi ve dünya çevresindeki radyasyon kuşağı, böyle bir seyahati imkansız kılıyordu.

- Belirli bir bölüm düzmece / İniş gerçekleşmedi: Bu iddianın sahibi Bart Sibrel'e göre Apollo 11'in, Ay'ın çevresindeki seyahati ve Ay'a inişi düzmeceydi. Apollo 11, yarı yola kadar gitmiş ve geri dönmüştü. 

- İniş gerçekleşti ama… : Dr. Brian O'Leary, NASA'nın inişe dair fotolar ve videolarda bazı oynamalar ve saptırmalar yaptığı, çünkü asıl görev esnasında çekilen resim ve videoların zarar gördüğü veya kaybolduğu hipotezini ileri sürmüştü. Komplo iddiacılarından David Percy, bu iddiayı kesin bir kanıt olarak gösterdi, ama O'Leary, bunun sadece bir hipotez olduğunu tekrarladı.

- İniş gerçekleşti, ama gizlenen şeyler var: William Brian, Ay'a inildiğini fakat astronotların Ay'da anormal şeyler bulduklarını (uzaylılar gibi) ve bu nedenle NASA'nın buluntuları gizlediğini iddia etti. Yine Phillip Lheureux, "Lights on the Moon" isimli kitabında, NASA'nın bulduklarını, diğer uluslardan gizlemek için fotoğraflarda oynama yaptığını iddia etti. 

Bu noktada şu soru akla geliyor: Peki ama neden böyle bir düzmece senaryo hazırlanmış olabilir? İddiacılara göre bunun dört temel nedeni var:

- Dikkat dağıtmak: ABD Hükümeti, halkın dikkatini Vietnam Savaşı'ndan çekmek istiyordu. (Bu iddia olayların kronolojik sırasına uymamaktadır.)

- Soğuk Savaş Prestiji: ABD, Sovyetler'e karşı girişilen uzay yarışında, Sovyetler'in Yuri Gagarin başarısından sonra geriye düşmüşlerdi ve öne geçmeleri gerekiyordu. 

- Para: NASA, bu proje için 30 milyar dolar almıştı ve karşılığında bir proje sunmaları gerekiyordu.

- Risk: Teknoloji henüz Ay'a iniş için yeterli değildi ve kimse risk almak istemiyordu, ama inilmesi gereken bir Ay da vardı.

Peki bu iddialar kamuoyunu nasıl etkilemişti? 1999'da GALLUP yaptırdığı bir araştırma, Amerikan halkının %6'sının Ay'a gidildiği konusunda şüpheleri olduğu sonucunu ortaya çıkartmıştı. 2001 yılında "Komplo Teorisi: Gerçekten Aya İndik mi?" Fox TV'de yayınlandıktan sonra yapılan araştırmada ise şüphecilerin oranı birden %20'ye fırlamıştı. NASA adına çalışan gazeteci James Oberg'in raporuna göre de, nüfusun %10'unun Ay seyahati ile ilgili şüpheleri mevcut.

Peki iddiacılar, iddialarına kanıt olarak neleri öne sürüyorlar. Şimdi onları ve bu iddialara karşı verilmiş yanıtları inceleyelim:

İddia: Bilgiler kayıp!

Uçuşa dair planlar, çizimler, makinelerin taslakları, kayıt kasetleri, Ay üzerinde yürüyüşün yüksek kalitede kaydı, diğer beş uçuşa dair tüm kayıtlar ve Apollo 11 görevini doğrulayacak kilit belgelerin hepsi kayıp!

1) NASA arşivcisi Dr. David Williams ve Apollo 11 uçuş direktörü Gene Kranz, Apollo 11'in telemetri (uçuşa dair verilerin depolandığı sistem) data kasetlerinin kaybolduğunu doğruladılar. Komplo iddiacıları da, bu açıklamayı iddialarına kanıt olarak gösterdiler ve o kasetlerin hiç var olmadığını söylediler.

2) Komplo iddiacılar, Apollo iniş modülü ve diğer ekipmanların çizim taslaklarının kayıp olduğunu ileri sürüyorlar.

3) Bart Sibrel, NASA'da araştırma yaparken inanılmaz bir kaset bulduğunu ve bu kasetin dünyaya verilen kurgulu yayının 10 saniye öncesinde olanları gösterdiğini ve üç astronotunda sürekli tekrarlar yaptığını söylüyor. Bu kasetin sahtekarlığın kanıtı olduğunu ileri sürüyor. 

Bu iddialara yanıtlar:

1) Cosmos Dergisi'ne göre bu kasetler, 1 Kasım 2006'da Avustralya'da Curtin Teknik Üniversitesi'nde bulundular. (Kaynak: http://www.cosmosmagazine.com/node/818)

2) NASA, çizimlerinin kayıp olduğu iddia edilen araçların, Apollo 11 görevinde kullanılmadığını söylüyor.

3) Bu kasette olanlar, astronotların canlı yayın öncesinde yaptıkları yayına hazırlıkları gösteriyor aslında. (Tıpkı bir spikerin canlı yayına çıkmadan yaptığı hazırlıklar gibi.)

İddia: Fotoğraflar ve filmler sahte!

1) Ayda çekilen fotoğrafların görüntü kalitesi "anormal" derecede yüksek.

2) Fotoğraflarda hiç yıldız yok.

3) Resimlerdeki ışığın ve gölgelerin renkleri ve açıları tutarsız.

4) Avustralya'dan Una Ronald takma adlı bir kişi resimlerin birinde bir cola kutusu gördüğünü iddia etti.

5) Bazı fotoğraflarda, -sanki çok yoğun bir ışık kaynağı veya spot varmışçasına- yoğun ışık ihtiva eden bölgeler mevcut.


Bu iddialara yanıtlar:

1) Yanlış. Ayda çekilen düşük kalitede birçok resim var ama NASA aralarından en iyilerini seçip kamuya sundu.

2) Güneş ışığı mevcut olduğu ve kameraların ayarı gündüz çekimine göre ayarlandığı için resimlerde yıldız yok.

3) Bu tutarsızlığın nedenleri: Ay'ın yüzeyinin pürüzlü oluşu, geniş kamera açışının kullanımından oluşan dengesizlik ve Dünya'dan yansıyan ışık.

4) Böyle bir iddia doğrulanmadı. Una Ronald'ın var olduğunu söyleyen sadece tek bir kaynak var.

5) Ay üzerindeki tozlar, ışığı, tıpkı sokak lambalarının veya ıslak çimin yansıttığı gibi yansıtma özelliğine sahip ve resimlerdeki bu yoğun ışık bölgelerini oluşturuyorlar.



İddia: Radyasyon ve ısıya dayanamazlardı!

1)Astronotlar, Van Allen radyasyon kuşağına (Dünya'nın çevresinde yer alan kuşak) ve uzaydaki radyasyona dayanamazlardı.

2) Kameralardaki filmler, radyasyon nedeniyle bozulmuşlardı. (Görüntü sislenmişti.)

3) Ay'ın yüzeyi, gündüz vakti o kadar sıcaktır ki kameradaki filmin eritir.

Bu iddialara yanıtlar:

1) Astronotlar, bu kuşakta 30 dakika kadar kaldılar ve kuşakları bulan Dr. Van Allen bile bu kuşakların söylendiği kadar tehlikeli olmadığını ve radyasyon etkisini minimize edecek teknolojiye sahip olunduğunu söyledi. Keza uzaya giden astronotlarda görülen en temel problem, radyasyondan dolayı gözlerinden katarak oluşumunun ilk evrelerinin görülmesi ki 36 Apollo astronotunun 33'ünde bu oluşuma rastlanmış. Bu da ayrıca Ay'a gidildiğine kanıt olarak gösterilebilir.

2) Filmler, radyoaktif etkiye karşı özel korumalı metal kutularda taşındılar ve söylenildiği gibi bir bozulma gerçekleşmedi.

3) Ay'ın, söylenildiği ısının oluşumuna uygun bir atmosferi yoktur.

İddia: Açıklanamaz mekanik durumlar mevcut!

1) İniş nedeniyle neden krater oluşmadı?

2) Mekiğe dönüş esnasında ay modülünün kalkış roketleri, neden görülebilir bir alev çıkartmadı?

3) Ay'dan getirildiği iddia edilen taşlar, neden Antartika'da bulunan taşlara benziyor?

4) Ay'a dikilen bayrak, Ay'da rüzgar olmamasına rağmen nasıl oluyor da dalgalanıyor?

5) Daha genel teknik bir iddia ise şu: Uzay yarışı esnasında ilkleri hep Ruslar başarmışken, Ay'a nasıl oldu da Amerikalılar gitti.

Bu iddialara yanıtlar:

1) Zaten krater oluşumu beklenmiyordu. İniş motorunun gücü, modül daha çok yukarıda iken iyice düşürülmüştü ve egzozdan krater oluşturacak kadar güçlü bir atım çıkmıyordu.

2) Roketler, özel bir yakıt kullanıyorlardı ve bu yakıtın özelliği, görünebilen bir alev çıkartmamasıydı.

3) Kimyasal analizler, Ay'dan getirilen taşların yapılarının farklı olduğunu ortaya koydu. Yine Apollo'nun Ay'dan getirdiği toprak örnekleri, Rusların elindeki toprak örnekleriyle karşılaştırıldığında, aralarında fark olmadığı görüldü.

4) Evet, Ay'da rüzgar ya da hava yok, ama bayrak dikilirken bir hareket var ve bu hareket nedeniyle de bayrakta o dalgalanma gerçekleşiyor. Zaten bayrağın hareket nedeniyle dalgalanmasının 30 dakika kadar sürdüğü ve sonrasında öylece hareketsiz kaldığını gösteren bir video da mevcut.

5) Ruslar, ilkleri başardılar, ama Amerikalılar ile aralarında teknolojik açıdan büyük bir fark yoktu. Rusların gerçekleştirdiği her ilki, Amerikalılar birkaç hafta veya ay sonra tekrarlıyorlardı. Ay'a yolculuk, ABD'nin, sürekli dibinden takip ettiği Rusları virajda yakalayıp önüne geçişinin göstergesiydi.














Ay'a ayak bastık mı



Tarih: 20 Temmuz 1969

Tüm dünya nefesini tutmuş, ekran başına kilitlenmişti. Beyazcamda o gün, insanlığın en büyük teknolojik zaferlerinden birisi izleniyordu. Neil Armstrong, Edwin "Buzz" Aldrin ve Michael Collins'ten oluşan Apollo 11 ekibi, 16 Temmuz'da başladıkları yolculuklarının sonuna gelmiş ve Ay'a ulaşmışlardı. Saat 10:56'yı gösterirken, Armstrong ve Aldrin, kendilerini Ay'a indirecek modülden inmeye başlamışlardı ve Ay'a ayak basan ilk insan Neil Armstrong'un şu sözü tarihe yazılacaktı: "Bir insan için küçük, ama insanlık için büyük bir adım." Bu adım aynı zamanda ABD'nin, uzay yarışında Sovyetler'e attığı sağlam bir gol olarak da hatırlanacaktı.



Ciceksepeti_Mart_2013 at1688___i__ek_mart2013_617x150 Image Banner
Tarih: 15 Şubat 2001

Fox TV, o gece sonradan çok tartışılacak bir program yayınladı; "Komplo Teorisi: Gerçekten Aya İndik mi?" adındaki bu programı, X-Files dizisinin aktörlerinden Mitch Pileggi sunuyordu. Bir saat süren bu yayın, Apollo'nun Ay'a inişinin NASA'nın bir düzmecesi olduğuna inanan insanlarla yapılmış röportajlardan oluşuyordu. Bu kişiler arasında özellikle Bill Kaysing'in iddiaları dikkat çekiciydi ve Kaysing elinde inişin düzmece olduğunu ispatlayacak kanıtlar olduğunu söylüyor ve bu kanıtları kamuoyuna sunuyordu. İddialar, Ay'a iniş filmlerinin Nevada Çölü'nde (tabii ki 51. Bölge'de) çekildiği, çünkü NASA'nın o günkü mevcut teknolojisinin Ay'a gidiş için yeterli olmadığı, fakat Soğuk Savaş baskısı nedeniyle böyle bir düzmece senaryo hazırlandığı yönündeydi.

Aslında Ay'a inişin düzmece olduğu iddialarının dile getirildiği ilk yayın bu değildi elbet.


1994 yılında Andrew Chaikin "A Man on the Moon" adlı kitabında bu iddiaları dile getirmişti. Ardından Uluslararası Dünya'nın Düz Olduğunu Kanıtlama Birliği Başkanı Charles K. Johnson, izlenen tüm bu olayın Hollywood stüdyolarında çekildiğini ve senaryosunun da Arthur C. Clarke tarafından yazıldığını iddia etmişti. Fakat tüm bunlardan da önce 1974'te William Kaysing'in kendi bastırdığı kitabı "We Never Went to the Moon: America's Thirty Billion Dollar Swindle", bu iddiaların ilk kez ortaya atıldığı kaynak olarak gösterilmektedir.



Ay'a inilmediğini söyleyenlerin iddialarını üç ana maddede toplayabiliriz:

- İnsanoğlu aya inmemiştir,

- NASA ve diğer kuruluşlar, fotoğraflar, video görüntüleri, telsiz konuşmaları, taş örnekleri gibi kanıtlarla oynayarak veya onları maniple ederek kamuyu aldatmaktadır,

- NASA ve diğer kuruluşlar, bu komplolarını halen sürdürmektedirler.

İddialar bu maddelerde sıralanırken, aslında iddia sahiplerinin de kendi aralarında sözbirliği ettiğini söylemek mümkün değil. Nitekim ay komplosu iddiaları da dört ana başlıkta toplanmakta:

- Toptan düzmece: Bu görüşe göre iniş programı baştan aşağı düzmeceydi. Teknoloji, henüz bu yolculuk için yetersizdi ve dünya çevresindeki radyasyon kuşağı, böyle bir seyahati imkansız kılıyordu.

- Belirli bir bölüm düzmece / İniş gerçekleşmedi: Bu iddianın sahibi Bart Sibrel'e göre Apollo 11'in, Ay'ın çevresindeki seyahati ve Ay'a inişi düzmeceydi. Apollo 11, yarı yola kadar gitmiş ve geri dönmüştü. 

- İniş gerçekleşti ama… : Dr. Brian O'Leary, NASA'nın inişe dair fotolar ve videolarda bazı oynamalar ve saptırmalar yaptığı, çünkü asıl görev esnasında çekilen resim ve videoların zarar gördüğü veya kaybolduğu hipotezini ileri sürmüştü. Komplo iddiacılarından David Percy, bu iddiayı kesin bir kanıt olarak gösterdi, ama O'Leary, bunun sadece bir hipotez olduğunu tekrarladı.

- İniş gerçekleşti, ama gizlenen şeyler var: William Brian, Ay'a inildiğini fakat astronotların Ay'da anormal şeyler bulduklarını (uzaylılar gibi) ve bu nedenle NASA'nın buluntuları gizlediğini iddia etti. Yine Phillip Lheureux, "Lights on the Moon" isimli kitabında, NASA'nın bulduklarını, diğer uluslardan gizlemek için fotoğraflarda oynama yaptığını iddia etti. 

Bu noktada şu soru akla geliyor: Peki ama neden böyle bir düzmece senaryo hazırlanmış olabilir? İddiacılara göre bunun dört temel nedeni var:

- Dikkat dağıtmak: ABD Hükümeti, halkın dikkatini Vietnam Savaşı'ndan çekmek istiyordu. (Bu iddia olayların kronolojik sırasına uymamaktadır.)

- Soğuk Savaş Prestiji: ABD, Sovyetler'e karşı girişilen uzay yarışında, Sovyetler'in Yuri Gagarin başarısından sonra geriye düşmüşlerdi ve öne geçmeleri gerekiyordu. 

- Para: NASA, bu proje için 30 milyar dolar almıştı ve karşılığında bir proje sunmaları gerekiyordu.

- Risk: Teknoloji henüz Ay'a iniş için yeterli değildi ve kimse risk almak istemiyordu, ama inilmesi gereken bir Ay da vardı.

Peki bu iddialar kamuoyunu nasıl etkilemişti? 1999'da GALLUP yaptırdığı bir araştırma, Amerikan halkının %6'sının Ay'a gidildiği konusunda şüpheleri olduğu sonucunu ortaya çıkartmıştı. 2001 yılında "Komplo Teorisi: Gerçekten Aya İndik mi?" Fox TV'de yayınlandıktan sonra yapılan araştırmada ise şüphecilerin oranı birden %20'ye fırlamıştı. NASA adına çalışan gazeteci James Oberg'in raporuna göre de, nüfusun %10'unun Ay seyahati ile ilgili şüpheleri mevcut.

Peki iddiacılar, iddialarına kanıt olarak neleri öne sürüyorlar. Şimdi onları ve bu iddialara karşı verilmiş yanıtları inceleyelim:

İddia: Bilgiler kayıp!

Uçuşa dair planlar, çizimler, makinelerin taslakları, kayıt kasetleri, Ay üzerinde yürüyüşün yüksek kalitede kaydı, diğer beş uçuşa dair tüm kayıtlar ve Apollo 11 görevini doğrulayacak kilit belgelerin hepsi kayıp!

1) NASA arşivcisi Dr. David Williams ve Apollo 11 uçuş direktörü Gene Kranz, Apollo 11'in telemetri (uçuşa dair verilerin depolandığı sistem) data kasetlerinin kaybolduğunu doğruladılar. Komplo iddiacıları da, bu açıklamayı iddialarına kanıt olarak gösterdiler ve o kasetlerin hiç var olmadığını söylediler.

2) Komplo iddiacılar, Apollo iniş modülü ve diğer ekipmanların çizim taslaklarının kayıp olduğunu ileri sürüyorlar.

3) Bart Sibrel, NASA'da araştırma yaparken inanılmaz bir kaset bulduğunu ve bu kasetin dünyaya verilen kurgulu yayının 10 saniye öncesinde olanları gösterdiğini ve üç astronotunda sürekli tekrarlar yaptığını söylüyor. Bu kasetin sahtekarlığın kanıtı olduğunu ileri sürüyor. 

Bu iddialara yanıtlar:

1) Cosmos Dergisi'ne göre bu kasetler, 1 Kasım 2006'da Avustralya'da Curtin Teknik Üniversitesi'nde bulundular. (Kaynak: http://www.cosmosmagazine.com/node/818)

2) NASA, çizimlerinin kayıp olduğu iddia edilen araçların, Apollo 11 görevinde kullanılmadığını söylüyor.

3) Bu kasette olanlar, astronotların canlı yayın öncesinde yaptıkları yayına hazırlıkları gösteriyor aslında. (Tıpkı bir spikerin canlı yayına çıkmadan yaptığı hazırlıklar gibi.)

İddia: Fotoğraflar ve filmler sahte!

1) Ayda çekilen fotoğrafların görüntü kalitesi "anormal" derecede yüksek.

2) Fotoğraflarda hiç yıldız yok.

3) Resimlerdeki ışığın ve gölgelerin renkleri ve açıları tutarsız.

4) Avustralya'dan Una Ronald takma adlı bir kişi resimlerin birinde bir cola kutusu gördüğünü iddia etti.

5) Bazı fotoğraflarda, -sanki çok yoğun bir ışık kaynağı veya spot varmışçasına- yoğun ışık ihtiva eden bölgeler mevcut.


Bu iddialara yanıtlar:

1) Yanlış. Ayda çekilen düşük kalitede birçok resim var ama NASA aralarından en iyilerini seçip kamuya sundu.

2) Güneş ışığı mevcut olduğu ve kameraların ayarı gündüz çekimine göre ayarlandığı için resimlerde yıldız yok.

3) Bu tutarsızlığın nedenleri: Ay'ın yüzeyinin pürüzlü oluşu, geniş kamera açışının kullanımından oluşan dengesizlik ve Dünya'dan yansıyan ışık.

4) Böyle bir iddia doğrulanmadı. Una Ronald'ın var olduğunu söyleyen sadece tek bir kaynak var.

5) Ay üzerindeki tozlar, ışığı, tıpkı sokak lambalarının veya ıslak çimin yansıttığı gibi yansıtma özelliğine sahip ve resimlerdeki bu yoğun ışık bölgelerini oluşturuyorlar.



İddia: Radyasyon ve ısıya dayanamazlardı!

1)Astronotlar, Van Allen radyasyon kuşağına (Dünya'nın çevresinde yer alan kuşak) ve uzaydaki radyasyona dayanamazlardı.

2) Kameralardaki filmler, radyasyon nedeniyle bozulmuşlardı. (Görüntü sislenmişti.)

3) Ay'ın yüzeyi, gündüz vakti o kadar sıcaktır ki kameradaki filmin eritir.

Bu iddialara yanıtlar:

1) Astronotlar, bu kuşakta 30 dakika kadar kaldılar ve kuşakları bulan Dr. Van Allen bile bu kuşakların söylendiği kadar tehlikeli olmadığını ve radyasyon etkisini minimize edecek teknolojiye sahip olunduğunu söyledi. Keza uzaya giden astronotlarda görülen en temel problem, radyasyondan dolayı gözlerinden katarak oluşumunun ilk evrelerinin görülmesi ki 36 Apollo astronotunun 33'ünde bu oluşuma rastlanmış. Bu da ayrıca Ay'a gidildiğine kanıt olarak gösterilebilir.

2) Filmler, radyoaktif etkiye karşı özel korumalı metal kutularda taşındılar ve söylenildiği gibi bir bozulma gerçekleşmedi.

3) Ay'ın, söylenildiği ısının oluşumuna uygun bir atmosferi yoktur.

İddia: Açıklanamaz mekanik durumlar mevcut!

1) İniş nedeniyle neden krater oluşmadı?

2) Mekiğe dönüş esnasında ay modülünün kalkış roketleri, neden görülebilir bir alev çıkartmadı?

3) Ay'dan getirildiği iddia edilen taşlar, neden Antartika'da bulunan taşlara benziyor?

4) Ay'a dikilen bayrak, Ay'da rüzgar olmamasına rağmen nasıl oluyor da dalgalanıyor?

5) Daha genel teknik bir iddia ise şu: Uzay yarışı esnasında ilkleri hep Ruslar başarmışken, Ay'a nasıl oldu da Amerikalılar gitti.

Bu iddialara yanıtlar:

1) Zaten krater oluşumu beklenmiyordu. İniş motorunun gücü, modül daha çok yukarıda iken iyice düşürülmüştü ve egzozdan krater oluşturacak kadar güçlü bir atım çıkmıyordu.

2) Roketler, özel bir yakıt kullanıyorlardı ve bu yakıtın özelliği, görünebilen bir alev çıkartmamasıydı.

3) Kimyasal analizler, Ay'dan getirilen taşların yapılarının farklı olduğunu ortaya koydu. Yine Apollo'nun Ay'dan getirdiği toprak örnekleri, Rusların elindeki toprak örnekleriyle karşılaştırıldığında, aralarında fark olmadığı görüldü.

4) Evet, Ay'da rüzgar ya da hava yok, ama bayrak dikilirken bir hareket var ve bu hareket nedeniyle de bayrakta o dalgalanma gerçekleşiyor. Zaten bayrağın hareket nedeniyle dalgalanmasının 30 dakika kadar sürdüğü ve sonrasında öylece hareketsiz kaldığını gösteren bir video da mevcut.

5) Ruslar, ilkleri başardılar, ama Amerikalılar ile aralarında teknolojik açıdan büyük bir fark yoktu. Rusların gerçekleştirdiği her ilki, Amerikalılar birkaç hafta veya ay sonra tekrarlıyorlardı. Ay'a yolculuk, ABD'nin, sürekli dibinden takip ettiği Rusları virajda yakalayıp önüne geçişinin göstergesiydi.


You tube: Fox Documantary( Türkçe)

İnsanoğlu Gerçekte AY'a Ayak Bastı Mı











Derki



30 Mart 2013 Cumartesi

Plüton’un beş değil, 10 uyduya sahip








'5 değil 10 uydusu olabilir'
ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) tarafından gerçekleştirilen bir simülasyon, cüce gezegen Plüton’un beş değil, 10 uyduya sahip olabileceğini gösterdi. Simülasyon, Plüton’u incelemek için görevlendirilen New Horizons uzay aracının Plüton ve uydusu Charon arasındaki bölgeye girdiğinde büyük bir risk alabileceğini öne sürdü.

Güneş Sistemi’nde Neptün’ün ardından gelen cüce gezegen Plüton’un, Charon, Nix, Hydra, S/2011 P 1 ve S/2012 P 1 uydularının yanı sıra, beş tane daha fazla uydusu olabileceği ifade edildi. NASA tarafından gerçekleştirilen simülasyonda, 14 Temmuz 2015’te Plüton-Charon sistemine girmesi beklenen New Horizons uzay aracının, kendini iki gök cismini saran asteorit kaplı bir alanda bulabileceği belirtildi.

Yeni simülasyon, bugüne kadar Hubble Uzay Teleskopu tarafından keşfedilen dört uydunun çok ötesinde kalan, yörüngeleri çok daha büyük olan yeni uydular olabileceğini öne sürdü. Hubble’ın süper-derin görüş alanının ötesinde kalan bu uydular, aynı zamanda çok sönük ve küçük olmaları nedeniyle tespit edilememiş olabilir.

KEŞFEDECEK ÇOK ŞEY VAR

   Discovery News’in haberine göre, Utah Üniversitesi’nden Benjamin Bromley ve Harvard Astrofizik Merkezi’nden Scott Keyon’un gerçekleştirdiği simülasyon, New Horizons’ın Plüton’un yörüngesinden geçişi için birden fazla seçenek düşünülmesi gerektiğini savundu.


  Sorun şu ki, Plüton ve Charon’u saran bölgeye girdiği zaman bir asteorit veya buzul göktaşına çarpması halinde, saatte yaklaşık 57 bin km hızla ilerleyen New Horizons, Dünya’ya bir parça veri bile gönderemeden yok olacak.

Diğer yandan, Plüton-Charon sisteminde keşfedilmesi gereken çok fazla sır var. Ay’ın kütlesi, Dünya’nın kütlesinin yüzde biri. Oysa, Charon’un kütlesi Plüton’un kütlesinin yüzde 12’sine eşit. Bu sebeple, Dünya ile Ay arasındaki ağırlık merkezi Dünya’nın çapı içinde kalırken, Plüton ve Charon ortak bir ağırlık merkezinin etrafında dönüyor ve ‘çift yıldız’ olarak adlandırılıyorlar.

Dahası, Plüton’un son derece dağınık jeolojik yapısının sebebi ne? Gök bilimciler, cüce gezegenin, Jüpiter’in birçok uydusunda olduğu gibi gaz ve tozdan oluşan kozmik bir diksten oluşmuş olabileceğini düşünüyor.






YENİ BİR TEORİ

ABD’nin Boulder Üniversitesi’nden Robin Canup ise daha popüler olan bir teori öne sürüyor. Canup’undüşüncesine göre, Plüton çok eski zamanlada, Güneş Sistemi’ndeki gezegenlerin ötesinde kalan Kuşper Kuşağı nesnelerinden biriyle çarpıştı.

Canup’un hazırladığı simülasyona göre, çarpışmada kütlesi gezegenine kıyasla çok daha büyük olan bir uydunun oluştu. Ayrıca, spiral bir kozmik enkaz, iki kozmik cismin etrafında bir halka oluşturdu.

Simülasyon, çarpışmanın ardından gelen 10 yılda halkanın daha büyük bir hal aldığını, 100 bin yıl içinde ise halkadan saçılan birkaç kilometre çapındaki cisimler önlerine çıkan toz parçacıklarını da çekerek çok küçük uydular haline geldi.

Gök bilimciler, buradan yola çıkarak, Temmuz 2015’te Plüton-Charon sistemine girecek New horizons uzay aracının yeni kozmik cisimler ve halkalar keşfedebileceğini düşünüyor. Plüton sisteminin tam haritasının çıkarışması ise Güneş Sistemi’nin uzak köşesinde nasıl bir gelişim yaşandığını ortaya çıkaracak.

Gök bilimciler, ilk olarak 1978’de Charon’u keşfetmişti. Sırasıyla 2011 ve 2012’de keşfedilen S/2011 P 1 ve S/2012 P 1 uydularına ise Cerberus ve Vulcan adlarının verilmesi kararlaştırıldı. Uluslararası Astronomi Birliği (IAU) henüz resmi olarak uyduların isimlerini açıklamadı.



ntvmsnbc

13 Mart 2013 Çarşamba

Kızıl gezegen Mars'ta yaşam vardı!

Curiosity isimli uzay aracı Mars'ta hayat olup olmadığını araştırmak için 26 Kasım 2011'de uzaya fırlatıldı Mars'a ulaşması uzun zaman aldı. 6 Ağustos 2012'de Kızıl Gezegen Mars'a ulaştı.

Curiosity Mars’a indikten yedi ay sonra kilit sorunun cevabını dünyaya ulaştırdı.

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), keşif aracı Curiosity'nin aldığı kaya örneklerindeki minerallerin geçmişte Mars'ta hayatın var olmuş olabileceğini gösterdiğini açıkladı.

NASA'nın Mars Keşif Programı yetkili uzmanlarından Michael Meyer, düzenlediği basın toplantısında, Mars'ın yaşamaya uygun olup olmadığının, gezegenin yüzeyindeki ilk kaya delme çalışmasını 9 Şubat'ta yapan “Curiosity” misyonunun cevabını vermesi gereken önemli soruların başında geldiğini belirtti.

Meyer, “bugün bilinenlerin ışığında söz konusu soruya olumlu yanıtın verilebileceğini” vurguladı.

İncelenen kaya tozunda kil minerallerinin belirlendiği, bu minerallerin suyun olduğu bir ortamda bulunduğu bildirildi.

Curiosity, delme işlemi sırasında ortaya çıkan bir tutam tozu, kimyasal ve mineral yapıyı analiz etmek amacıyla üzerinde bulunan laboratuvara başarıyla boşaltmıştı.

Mars'a yapılacak olası yolculuk kapsamında şimdiye kadar üretilen en gelişmiş robot olan Curiosity, 12'den fazla kamerası, bir meteoroloji istasyonu, delme ve çevreyi incelemesine olanak sağlayan araçlarıyla Kızıl Gezegen'de hayata ilişkin kimyasal temel yapı taşlarını bulmaya çalışıyor.

Curiosity, kamera görüntüleri ve oradan aldığı örneklerle bakalım Mars'ta hayatın var olduğunu kanıtlayabilecek mi?

25 Şubat 2013 Pazartesi

Rusya meteor parçasına ulaştı!

Rusya’nın Federal Ural Üniversitesi bilim adamları Çelyabinsk kentinde yaptıkları araştırmalarda en büyük meteor parçasına ulaştı.

Uzman Viktor Grohovski, bölgede yapılan incelemelerde şimdiye kadar yüzün üzerinde meteor parçası bulduklarını, bunların en büyüğünün de 1 kilogram olduğunu söyledi.

Rusya Bilimler Akademisi üyesi de olan Grohovski, “30’ün üzerinde bilim adamı ile 50 kilometrekarelik bir alan tarandı. Bulduğumuz yüzün üzerindeki parçadan en büyüğü 1 kilogram.” bilgisini verdi. Üniversite çalışanları geçen hafta Çebarkul gölünde en büyüğü 1 santimetre olan 50 civarında meteor parçası bulmuştu.
Grohovski, bölgede araştırmaların sürdüğünü ve daha büyük meteor parçalarının da bulunabileceğini kaydetti.

Rusya’nın Çelyabinsk kentinde 15 Şubat’ta düşen meteor parçaları 1500 civarında vatandaşın yaralanmasına ve binlerce binanın camlarının da kırılmasına neden olmuştu.

Vatandaşların bulduklarını iddia ettikleri meteor taşları internet üzerinden 300-350 bin dolar arasında satışa çıkarılırken, güvenlik görevlileri zehirlenme ve yasal olmayan satışlar nedeni ile uyarıyor.

NASA’nın tahminlerine göre tek parça halinde dünya atmosferine çarpan meteor 15 metre çapında idi. Sesten hızlı hareket eden meteor dünya atmosferine girerken yanarak parçalandı.

8 Şubat 2013 Cuma

Güneş fırtınası Dünya'yı nasıl etkileyecek?

Uzay bilimcilerinin yani Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) 2013'te Güneş'te meydana gelebilecek fırtınanın nasıl bir etki yaratacağını açıkladı. Gök bilimciler, Güneş'te kopacak bir 'süper fırtınanın' yakın gelecekte yaşanmasının kaçınılmaz olduğunu ifade etti ve uyardılar:

İngiliz bilim insanları, yörüngedeki iletişim uydularını, küresel konumlama sistemlerini ve hava ulaşımını işlemez hale getirebilecek bu tür bir kozmik olayı yaşanmasından sadece yarım saat önce anlayabileceklerini ifade etti.



En sonuncusu 1859 yılında yaşanan ve kuzey yarım küredeki iletişim ağını geçici olarak devre dışı bırakan kozmik fırtınanın ardından, ikincisinin 100 ile 200 yıl arasında yaşanması bekleniyor.

Uzmanlar, milyarlarca ton yüklü parçacığın Dünya atmosferine saatte 1.5 milyon km hızla ilerdiği kozmik fırtınayı, Dünya'ya çarpmasından sadece 30 dakika önce fark edebileceklerini belirtti. Dahası, uzay çağında hızla ilerleyen insanlık, 150 yıl öncesine kıyasla bugün süper güçlü bir kozmik fırtınaya çok daha hassas durumda.

The Independent gazetesine yorumda bulunan Londra'daki Kraliyet Mühendislik Akademisi'nden uzmanlar, "Süper güçlü bir kozmik fırtınanın yaşanması kaçınılmaz. Önemli olan, ne zaman olacağını bilebilmek" ifadesini kullandı.

BİRÇOK DEFA ISKALADI
Dünya, her ne kadar doğrudan isabet almamış olsa da, geçmişinde güçlü kozmik fırtınaların tehdidini yaşamıştı.

Dünya'yı etkileyen güneş fırtınalarından biri 1989 yılında yaşanmış ve Kanada'nın enerji şebekesinde geniş çaplı teknik arıza meydana gelmişti. Bilim insanları, benzer güneş fırtılanalarının 1956, 1972, 1989 ve 2003 yıllarında atmosferdeki radyasyon seviyesinin artmasına neden olduğunu belirtti.

Kraliyet Mühendislik Akademisi'nde güneş fırtınaları üzerinde çalışan ekibin başkanlığını yapmış olan Profesör Paul Cannon, İngiliz hükümetinin güneş fırtınalarının etkilerini azaltmak için en kısa zamanda bir kurul oluşturması gerektiğini savundu.

Cannon, "Süper bir kozmik fırtına Dünya'yı sarsmayacak ama insanlık için çok zor bir sınav olacak. Devletleri bekleyen iki zorluk var.
Birincisi, mevcut teknolojiler olumsuz etkilenecek, ikincisi de yeni teknolojiler geliştikçe beklenmedik sorunlar yaşanacak" dedi.

'PANİĞE GEREK YOK'


Cannon, elektrik şebekelerini, iletişim uydularını, hava ulaşımını ve her türlü teknolojik altyapısını etkileyebilecek bir güneş fırtınasına hazırlıklı olunması gerektiği mesajını verdi.

İngiliz bilim insanı, "Vermek istediğimiz mesaj şu: Panik yapmayın ancak hazırlıklı olun... Bir gün bir güneş fırtınası bizi vuracak ve buna hazırlıklı olmak zorundayız ... Birçok önlem üzerinde düşünülüyor. Devletler olumsuz etkileri azaltmak için elinden geleni yapmal" dedi.

Tarihe 'Carrington Olayı' olarak geçen ve İngiliz gök bilimci Richard Carrington tarafından 1 Eylül 1859 günü tespit edilen fırtına, en güçlü güneş patlamasının sonucuydu. 10'uncu Güneş Döngüsü (her 11 yılda yaşanan ve Güneş faaliyetlerinin artıp tekrar normale döndüğü süreç) içinde yaşanan fırtına, Kuzey Amerika'da o kadar güçlü Kuzey Işıkları oluşturdu ki, Rocky Dağları'ndaki altın madencileri güneşin doğduğunu zannederek uyandı ve kahvaltı hazırladı.

Uzmanlar, benzer bir fırtınanın, sadece uydu ve enerji şebekelerini değil, GPS uydularına dayanan mobil ağını da devre dışı bırakabileceğini vurguladı.

Surrey Üniversitesi'nde uzay mühendisi olan Keith Ryden, "Uydular, güneş fırtınalarında ön safta yer alıyor. Uydular Dünya'daki altyapımızı oluşturuyor ve bir güneş fırtınasında ayakta kalıp kalmayacakları konusunda endişeliyiz" dedi.

4 Şubat 2013 Pazartesi

Evrenin Haritası 3 Boyutlu Olarak Çıkarılacak

Kanada’da yapımı tamamlanan teleskop evrenin 3 boyutlu haritasını çıkaracak.

Kanada’nın British Colombia eyaletine bağlı Penticton kentinde yapımı tamamlanan yeni teleskopla, evrenin 3 boyutlu haritasının çıkarılabileceği açıklandı.


Yapımı, British Colombia, McGill ve Toronto üniversitelerinden bilimadamı heyetinin önderliğinde 30 yılı aşkın süredir devam eden CHİME radyo teleskobu için, şu ana dek 11 milyon dolar harcandı. Yaklaşık 10 bin metrekare genişliğinde alanı kaplayan radyo teleskobu ile evrenin görülebilen kısmının 6 ila 11 milyar yıllık geçmişine ait ses dalgaları taranabilecek.

Zamana yolculuk gibi

Projedeki bilimadamlarından British Colombia Üniversitesi astrofizik profesörlerinden Kris Sgurdson, “Teleskopla çalışmalar, neredeyse zamana yolculukla eşdeğer. Geçmişte nelerin olduğuna bakmak, bakabilmek olağanüstü ve şaşırtıcı. Evrenin genişlediğini biliyoruz ama neden olduğunu bilmiyoruz. Teleskop, evrendeki karanlık enerjinin bileşimini öğrenmemize hizmet edecek” dedi.

Kısa adı CHİME olan Canadian Hydrogen İntensity-Mapping Experiment teleskobunun ana gövdesi, önümüzdeki yıl yerleştirilecek ve çalışmalarına başlayacak. Teleskoptan sağlanan veriler, NASA ile de paylaşılacak. CHİME teleskobunun, bilim dünyasının merak ettiği evrenin bilinmeyenlerine ışık tutması hedefleniyor.

Sponsor

Ad

E-posta *

Mesaj *

Text Widget

Labels

Channels

Category 3

Güncel Teknoloji Blogu..

Labels

Sponsors

Post of the week

Find us on facebook

Son Yorumlar

https://www.facebook.com/seyitshnn

Partners

++Teknoloji Kalemim

Pages

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Channels

Labels

Channels

Channels

Popular Posts

Blog Arşivi

Followers

Blog Archive

Postagens populares

Sidebar One

Stats

Category 2

Category 3

Popular Posts

Join the Club